:: Çizgi Roman Okurları Platformu ::

http://groups.yahoo.com/group/croplatform/

Arşiv Aralık 27th, 2006

Çocuklar ve Çizgi Roman

Yazan: croplatform Aralık 27, 2006

Şu anda dört yaşını doldurmuş birine babalık yapıyorum ve kızımın konuşmaya başladığı günden itibaren, çocukların anne babalarından daha zeki varlıklar olduğunu düşünüyorum. Etrafındakilere verdiği cevaplardan, gösterdiği tepkilerden, bu kanıya vardım.

Zekâ, konusunda hem annesini, hem de babasını (evet, evet beni bile!) geçmiş olmasının birçok sebebi var. Bizim çocukluğumuzdakinden çok daha teknolojik bir dünyada yaşıyor olması bunlardan biri… Fakat o günlerden, günümüze değişmeyen bazı şeyler de var. Babamın zamanından kalma bir alışkanlıkla, adına “Teksas Tommiks” denen çizgi romanlar da değişmeyenlerden!

Her biri ayrı bir kahraman olan Teksas ve Tommiks bugün hâlâ ülkemizde yayımlanıyor. Ancak yelpaze öylesine genişledi ki, günümüzde sadece yetişkinlere hitap eden çizgi roman dizileri bile bulunuyor artık. (Yaaa işte, piyasaya bu derece uzak kalırsanız, tabii ki haberiniz olmaz!) 

Henüz ilkokula başlamamış olan çocuklarımız, okuyup yazamazlar. Ancak görürler, duyarlar, düşünürler, hayal kurarlar ve kim ne der, acaba böyle söylersem benim hakkımda ne düşünürler, yakışık kalır mı, diye yetişkinler gibi kendilerini bazı kalıpların içine sokmayıp, dilek ve düşüncelerini masumca ve dürüstçe ifade ederler. Bu yönleriyle bizlerden daha üstün olan çocuklarımıza yaşlarına uygun çizgi romanlar vererek, hayal güçlerinin daha da gelişmesine yardımcı olabiliriz.

Dünyaya sadece bizim penceremizden bakmayıp, her şeyi çok daha geniş bir perspektiften görebilmeleri için imkânlar sunabiliriz. Çizgi romanların bu konuda en etkili seçeneklerden biri olduğunu düşünüyorum. Bu şekilde onlara önce hayal etme, sonra bakış açılarını genişletme, nihayetinde okuma ve kitap sevgisi kolayca aşılanabilir.

Ayrıca, çocuklarımızı çizgi roman okumaya, resimlerine bakmaya teşvik ederek, onlara bir koleksiyoncu titizliğiyle sahip olma, değer bilme, sabretme, kendini, dünyayı ve üzerinde yaşayanları daha iyi ve daha doğru tanıma alışkanlıklarını kazandırmış, çok sevdiğimiz bu minikleri anlamlı bir hobiyle tanıştırmış olmaz mıyız?

Onlara örnek olmak, yol göstermek, olumlu davranışlarını desteklemek, yetiştirmek, kendimizi anlatmaya ve çocuklarımızı anlamaya çalışmak biz ebeveynlerin görevi değil midir?

Öyleyse daha ne bekliyoruz?

Okuyamasalar bile, görebilirler, hayal edebilirler, resimlere anlam verebilirler!

Çocuğunuza, yaşına uygun bir çizgi roman hediye ederek işe başlamaya ne dersiniz?

Oğuz Özteker / Cumhuriyet

Yazı kategorisi: Çizgi Roman Yazıları | Yorum Yok »

Çizgi Roman Evreninin Kadın Kahramanları

Yazan: croplatform Aralık 27, 2006

Diana Palmer, Diana Walker, Diana Lombard, Narda, Karma, Vampirella, Betty, Druuna, Dale Arden, Valeria, Red Sonja, Belit, Gazeteci Funda, Lilith, Ceylan Gözü, Louis Lane, Julia Kendall, Suzy Brown, Elektra, Bayırgülü ve daha niceleri…

 

Çizgi romanlarda yer alan kadın karakterleri biraraya topladığımızda, ortaya bambaşka bir dünya çıkıyor. Sarışını, esmeri, kumralı, uzunu kısası, bir dolu kadın karakter yer alır çizgi romanlarda. Bunların çoğu erkek kahramanın ortağı, sevgilisi, karısı ya da macera arkadaşı konumundadır ve bazıları da bizzat konuk oldukları serinin başrolünü oynarlar. Kahraman leydilerimizi şöyle bir hatırlamaya ne dersiniz?

 

Çizgi romanlarda genel olarak, kahramana sürekli eşlik eden, aksiyonda direkt olarak rol almasa da onsuz olmaz türünden kadınlar söz konusudur. Özellikle klasik çizgi romanlarda yer alan kadın karakterler bu tanımlamaya dahil edilebilir. Tarzan’daki Jane, Kızılmaske’nin sonradan karısı ve ikiz çocuklarının annesi olacak olan Diana Palmer, Martin Mystere’de Diana Lombard, Mandrake’de Karma ve Narda, Tommiks’de Suzy Brown bu türde dişi karakterlerdir. Buradaki kadınlar kahramanın karşı cinsteki alternatifleri olmak gibi bir yükümlülüğe de sahiptirler. O yüzden sıradan kadınlar değillerdir. Narda’yı ele alalım örneğin. Narda her şeyden önce bir prensestir. Lee Falk, Mandrake gibi asil bir kahramana sıradan bir gazeteci kızı reva göremezdi elbette. Türlü sosyal kuruluşlarda çalışan, İnter-İntel’den polis teşkilatının en yüksek kademesine kadar her kes tarafından tanınan kendine münhasır özellikleri olan bir kadındır Narda. Güzelliği sadece dünyada değil samanyolunun en büyük galaksisi olan Merkezi Galaksi’de bile dillere destandır. Kahramaniçemiz, bazı maceraların eksenine oturtulacak kadar nitelikli bir karakterdir. Narda, Güzelliği sayesinde uzayın dört bir köşesinden seçilen dişilerle yapılan “Kainat Güzellik Yarışması”’nda birinci gelmekle kalmamış uzayın en büyük lideri İmparator Magnon’un bile ona gönlünü kaptırmasına neden olmuştur mesela. Ama kahraman leydi olmanın da bir sınırı vardır tabiiki. Nitekim sevgili Narda’mız ayaklarına serilen kainat kraliçeliğini bir kenara bırakıp hızla, kendini yeniden Mandrake’sinin kollarına atmakta hiç tereddüt etmemiştir (Yıldönümü isimli macera).

 

Kızılmaske’nin önce sevgilisi sonra karısı olan Diana’nın da on parmağında on marifet vardır. Dünyanın en organize kahramanlarından Fantom’un sevgilisi olmak kolay değildir. Nitekim Diana, BM’de hemşire olarak tüm dünyada görev yapan bir kadındır. Çok iyi bir karateci ve olimpiyat yüzme şampiyonudur. Eh, Fantom’a ayak uydurabilecek bir leydinin özelliklerinin de bundan aşağı olmaması gerekirdi zaten.

 

Bazan Diana’nın Fantom’a üstün gelen kadınlık hisleri çıkar ortaya. Mesela Fantom’un kaslarıyla hallettiği bazı meseleleri o, aklıyla da halletmesini bilir. Örneğin, Tay Yayınlarının 260 numaralı fasikülünde yer alan Kadın Fantom isimli, merkezine Diana’nın oturtulduğu öyküde olduğu gibi. Kötü adamlarla girdiği ölümcül bir mücadelede aldığı yara nedeniyle Fantom, Kafatası Mağarası’na geldikten sonra derin komaya girer. O sırada ormanın derinliklerindeki bir kabile, Fantom’a ihtiyaçları olduğunu haber vererek onu yanlarına çağırırlar.

“Ormanda Fantom diye çağırın, o sizi bulur!”  Efsane sürmek zorundadır ve Diana hiç düşünmeden bir Fantom giysisi giyerek kabilenin olduğu yere gider. Burada irikıyım bir yerliyle dövüşmek zorunda kalır ve yerliyi sadece avucuna gizlediği eteri kullanarak bir kaç saniyede safdışı eder. Kadınlar işte!

 

Ne kadar ilginçtir ki, daha geri planda kalan ama etkinliklerini yine de koruyan kahraman leydiler, çizgi romanseverlerce bazan asıl kahramandan daha çok hatırlanırlar. Örneğin Kaptan Swing’in çoğu macerasında Beti’nin, kıskançlıkları ya da Gamlı Baykuş’la Mister Blöf’ün yüreğini sızlatan nefis pastaları maceranın o bölümünde neredeyse başrolü oynar. Siz Suzi’siz bir Tommiks düşünebiliyor musunuz? Bazı kahramanlar da sembol kadınları için ortaya çıkmışlardır sanki. Örneğin Kinowa-Sam Boyle, ömrünü öldürülen karısı ve çocuklarının intikamını almak için kızılderililerle savaşmaya adamıştır. Yine Teks’in çizgi roman sahnesindeki kişiliğine asıl anlamını yükleyen olay, Navajo prensesi Lilith’le olan evliliğidir. Kısa süre sonraki yürek burkan ölümü bile, Lilith’i çizgi romanseverlere asla unutturamamıştır…

 

Peki ya başroldeki kadınlar? Bence onlar her yönüyle birer kahramandırlar. Bir erkek dünyası olan çizgi romanların içinde kendilerinin başrolde oldukları bir dünya yaratabilmeyi başarmışlardır çünkü. Her ne kadar sayıları az olsa da yer aldıkları serileri başarıya taşımışlardır. Bonelli’nin kriminoloji Profesörü Julia Kendall, Nathan Never’ın gölgesinden büyük bir başarıyla sıyrılıp kendi serisini oluşturan Legs Weaver, Teen-Ager okuyucuların gönüllerine yerleşen ve beş sevimli cadıdan oluşan The Witch, yine amerikan ekolünden süper kahramanlar Cadı Kılıcı-Witchblade ve  Elektra, erkek dünyasındaki eli kılıçlı dişi barbar Red Sonja, ve yine eskilerden Oklahoma, erkek yaratıcıların elinde erkek dünyasının kadın kahramanları olmayı başarabilmişlerdir. Bir de Vampirella ve Druuna gibi kadın oldukları halde daha çok erkek okuyucuların ilgisini çeken kadın çizgi roman kahramanlarımız vardır ki onlar zaten bir başka alem!

 

Türk çizgi romanları açısından durum maalesef pek iç açıcı değil. Kurtuluş Savaşı’nda sırtında top mermisi taşımaktan öte bir kahramanlık yakıştıramadığımız kadınlarımız çizgi romanlarda yan karakter bile olamamışlardır maalesef. Mutaassıp sosyal anlayışımızdan kaynaklı nedenlerle kadınlar, maceralarda erkek kahramanımızın yerli bir kadınla ilişkiye girmemesi gibi “orijinal çözümlerle” devre dışı kalmışlardır mesela. Oysa ana karakterler, “ecnebi” kadınları adeta gökten yağarcasına karelerden toplar ve canlarının istediği gibi “kullanırlar”. Gerçi bu durumun tek tük istisnaları da yok değildir. Örneğin Karaoğlan’daki Bayırgülü, hiç olmazsa çıplaklık konusunda yabancı rakibeleriyle aşık atabilecek pozlar vermekten çekinmez. Ancak usta Suat Yalaz, bu problemi de onu Karaoğlan’dan başka kimseyle ilişkiye girmeyen ve zaten adi bir yankesici olarak tanımlayan türde bir “yumuşak sunuşla” halletmiştir. Konunun tek istisnası rahmetli Ali Recan’ın 1975’te yarattığı ve Türkiye genelinde tanınmış tek bayan kahramanımız Kaptan Venüs’tür. Ancak Venüs’ün, kalan sınırlı yerimize sığmayacak kadar önemli bir geçmişi vardır ülkemizde. Gelin onu anlatmayı, bir başka yazıya bırakalım.

 

Dünyada ve dahi ülkemizde sevindirici bir gelişme olarak iade-i itibar gören 9. sanatın dişi kahramanları, artık erkek egemenliğinden sıyrılarak kendi bağımsız evrenlerini kurmakta ve karakterlerini geliştirmektedirler. Martin Mystere’nin Aksoy Yayınları’ndan çıkan 13. ve 14. sayılarında Diana Lombard’ın Gizli Hayat’ı anlatılırken, Diana’nın aslında sandığımız gibi ikincil bir karakter olmadığının altı çizilir. Muhafazakar bir yayın anlayışına sahip Bonelli ürünlerinde dahi kadınlar bu kadar ön plana çıkmaya başladığına göre gelecekte erkeklerinki kadar çok sayıda bayan kahramanımız olacak demektir.  Dampyr’deki Tesla’ya , Daredevil’in gölgesinde kalmayı ısrarla reddeden Elektra’ya baktığımızda bu umudumuzun gerçekleşeceğinin çok güçlü sinyallerini görmekteyiz. Ne diyelim darısı olası yerli bayan kahramanlarımızın başına! Çizgilerle kalın… 

 

*Yazımızda sözü edilen kadın karakterler, ülkemizde türkçe olarak yayın şansı bulmuş çizgi romanlardan derlenmiştir. 

                                                                                 

Lami TİRYAKİ

Yazı kategorisi: Çizgi Roman Yazıları | Yorum Yok »

Çocuk – Ebeveyn - Çizgi Roman ilişkisi - Cumhuriyet -

Yazan: croplatform Aralık 27, 2006

Çocuk – Ebeveyn - Çizgi Roman ilişkisi

 

Bugün, dünyada çizgi romanın çocuk ve gençlerle buluşması için türlü yollar denenmektedir. Almanya’da ders olarak öğretilen çizgi roman, Fransa’da müzesi kurulan, bir çok ülkede de kütüphaneleri kurulan bir sanat dalıdır.

 

Yurtdışında çizgi roman bir sanat dalının görmesi gereken tüm saygıyı görürken ülkemizde çizgi roman hala öcü olarak görülmekte, çoğunlukla okunması gereksiz, zaman kaybı veya zararlı bir uğraş olarak algılanmaktadır. Oysa bugün güzel eğitim fakültelerinde onlarca yetenekli genç bu alanda eğitim görüyor, bir sanat dalına hizmet etmek üzere mezun oluyorlar. Buna karşın bir çok çocuk ve genç insan tanıştırılmadığı bir sanat dalından mahrum kalarak hem sanatsal tatmin duygusundan uzak kalıyor, hem de yeteneği olanların geliştirme fırsatı ellerinden alınıyor.

 

            Prof. Dr. Nilüfer Tuncer, Çizgi roman ve Çocuk (1) adlı araştırmasında “Çizgi Romanların Çocuklar Tarafından Sevilme Nedenleri” başlığı altında şu verileri sunar:

 

            “Çizgi romanların , çocuklar tarafından bu kadar sevilmelerinin nedenlerini Larrick şöyle sıralamaktadır:

 

1-     Çizgi romanlar, çocuğun hareket ve macera isteğini doyurmaktadır.

2-     Olaylar hızla gelişmekte olup, öyküler kısadır. Bu  da çabuk doyuma ulaşmak demektir.

3-     Okunmaları kolaydır. Okuyamayan çocuk  bile, resimlerden öyküyü anlayabilir.

4-     Çizgi romanların satın alınması çok kolaydır, çünkü her yerde satılmakta ve fiyatları ucuzdur. Ayrıca, mahalledeki her çocuğun elinin altında değiş- tokuş yapabileceği, yada ödünç verebileceği dergileri vardır.

5-     Çizgi roman okumak, herkesin yaptığı bir şeydir. Çocuklar grup onayına önem verirler. Diğerleri çizgi roman okurken birinin okumaması, o çocuğun “ garip” olarak damgalanmasına yol açabilir.

6-     Bir çok çocuğun okuyacak başka bir şeyi de yoktur. Pek çok çocuk, daha güzel ve en azından çizgi roman kadar sürükleyici kitapların varlığından haberdar bile değildir.

 

               Larrick’ in kendi ülkesi için saptadığı bu nedenler, bizim ülkemiz için de geçerlidir.”

 

            Çocuk Vakfı Yayınları bu kitabı 1993 yılında çizgi roman dünyamıza kazandırmıştır. Bu başarılı araştırma kitabındaki bilgileri en iyisi Almanya’da ders olarak okutulan “COMİCS” (2) isimli ders kitabındaki bir araştırmayla desteklemek. Kitabın 11. ve 19. sayfaları arasında ülkemizde de yayınlanan bazı yayınların özellikle küçük yaş gruplarına göre uygunlukları irdelenmekte:

 

DONALD DUCK

 

Her yaşa önerilmekte

 

Örnek Öykü: Bir öyküde kumsala vuran bir Balina bulan Donald ve yeğenleri onu satmayı

            düşünürler. Ancak başta hayvanseverler derneği olmak üzere herkes bu yaptıklarının    yanlış olduğuna onları ikna ederler. Balinanın hayatını kurtarırlar.

Çizimsel Özellikler: Temiz, karışık olmayan, anlaşılır çizgiler.

Dil: İyi kurulu, güzel, akıcı cümleler.

İçerik: Konular macera içeriyor ve okuyanı zihnen rahatlatır (katharsis).

Bilgi – Mesaj: Yetişkin ve çocuğa inandırıcı gelen inandırıcı karakterizasyon. Mesajlar

            mantıklı ve yapıcı.

Espri Anlayışı: Seviyesizleşmeyen mizah yüklü.

 

SUPERMAN

 

Küçüklere önerilmemekte

 

Örnek Öykü: Lois Lane, Süpermen’le evlenmek istemektedir. Ancak bu farklı bir boyutta

            sihirli bir ayna sayesinde gerçekleşmektedir. Ayna kırılır, ama yine de iyi sona ulaşılır.

Çizimsel Özellikler: Hareketli ve karışık çizgiler. Abartıya kaçan rahatsız edici mimikler.

Dil: Yer yer argo konuşulan sokak ağzı.

İçerik: Küçük yaşlar için kesinlikle karışık mesajlar içermektedir. Bir çok yaratım anlamsız ve

            soyut bilgiler üzerine inşa edilmiştir. Macera tamam ama rahatlama mümkün değil.

 

TEMEL REİS

 

Hemen her yaşa önerilmemekte

 

Örnek Öykü: Kötü ruhlar bir adayı ele geçirirler. Temel Reis, eşinin bikinili fotoğrafını

            gösterir onlara ve hepsi de onunla alay ederek gülerler.

Çizimsel Özellikler: Çizgi ve renklendirme yetersiz.

Dil: Yarım cümlelerden kurulu ifadeler, kaba dil yapısı.

İçerik: Rahatlama sağlamaktan uzak zorlama konular.

Bilgi – Mesaj:  Kesinlikle sıfır.

Espri Anlayışı: Yetişkinlere ancak hitap edebilen, çocuklara zorla sunulan uygunsuz mizah

            anlayışı.

 

ASTERİX

 

Her yaşa önerilmekte

 

Örnek Öykü: Romalılar Galyalıların direnişini kırmak için boyun eğen şeflerden birini

            kullanmak isterler. Plana göre Şefler arası dövüş müsabakası yapılacaktır ve o şef        özgür köyün şefini yenerek Roma’ya bağlayacaktır. Özgürlüğüne düşkün Galyalılar            kurnazlık ve zekayla Romalıları alt ederler.

Çizimsel Özellikler: Zengin yüz ifadeleri, temiz renklendirme, detaylarda özenli çalışma.

Dil: Akıcı, espri ve zeka yüklü diyaloglar.

İçerik: Karakterler, okuyucuyu her sayfada eğlendiren durumlarla karşılamaktadır.

Bilgi – Mesaj: Eğlendirirken tarihsel bilgilendirme sağlamakta.

Espri Anlayışı: Mizah bu eserlerde gerçekten ince ve etkili işlenmiştir.

 

            Ülkemizde üstteki çizgi romanların dışında dergiler de basılmaktadır elbette. Bunlardan Red Kit yine Asterix gibi her yaşa önerilebilir. Tommiks ve Teksas (Çelik Blek) özellikle ortaokullulara hitap edebilecek aksiyonu, iyi-kötü karşıtlığıyla, cinsellikten uzak, erdem mesajıyla hitap etmektedir. Spawn, Batman dergileri gençlere ve yetişkinlere uygunluk göstermektedir.

 

            Ancak bu noktada yetişkinlerin dikkat etmesi gereken bir nokta bulunmakta: Çizgi romanı, çizgisiyle, içeriğiyle anlamak ve doğru yaşa doğru okutmak. Mesela Örümcek adam örneğini kullanabiliriz: Örümcek Adam, siyah-beyaz eski serisiyle içeriği, çizimi ve hayata dair mesajlarıyla özellikle liselilere hitap etmektedir. Hayatı sorgulamak ve gencin hayattaki yerini ve geleceğini sorgulaması bakımından oldukça yapıcı bir süreci örnekler. Renkli serisi ise üçe ayrılır:

 

  1. Klasik serinin devamı: Eski siyah-beyaz seriyle büyümüş okura hitap eden daha karışık çizgi ve desenlerden oluşan, şiddeti ve aksiyonu daha bol bir seri. Genç ve yetişkinlere uygun düşmektedir. Alt yapı arayıştan, eldekini muhafaza etmeye dönüşmüştür çünkü okurların yaşıyla kahramanın yaşı ilerlemiştir.

 

  1. Ultimate serisi: Eski serinin tekrar elden geçmesiyle oluşturulmuş senaryolar. Bu defa hedef yaş grubu liseden aşağı düşürülmüş.

 

  1. Çocuklara hitap eden magazinel dergi: Bulmaca, bilmece, genel kültürün yanı sıra çocuklara ulaşabilen aksiyon, mesaj, dil ve çizimi barındırmaktadır.

 

            Sanatın her türünün hayatımıza ve duyarlılığımıza katkısı düşünülürse çocuklarımızı bir sanatla daha buluşturma görevi herkesten çok ebeveynlere düşmektedir. Bunun da koşulları belli: Çocuğu, ihtiyaçlarını ve çizgi romanı anlamak, belirli yaşları doğru çizgi roman sanatıyla buluşturabilmek. 

 

 

     

                                                                                              Ümit Kireççi (oyuncu-yazar)

Yazı kategorisi: Çizgi Roman Yazıları | Yorum Yok »