Çizgi Roman Evreninin Kadın Kahramanları
Yazan: croplatform Aralık 27, 2006
Diana Palmer, Diana Walker, Diana Lombard, Narda, Karma, Vampirella, Betty, Druuna, Dale Arden, Valeria, Red Sonja, Belit, Gazeteci Funda, Lilith, Ceylan Gözü, Louis Lane, Julia Kendall, Suzy Brown, Elektra, Bayırgülü ve daha niceleri…
Çizgi romanlarda yer alan kadın karakterleri biraraya topladığımızda, ortaya bambaşka bir dünya çıkıyor. Sarışını, esmeri, kumralı, uzunu kısası, bir dolu kadın karakter yer alır çizgi romanlarda. Bunların çoğu erkek kahramanın ortağı, sevgilisi, karısı ya da macera arkadaşı konumundadır ve bazıları da bizzat konuk oldukları serinin başrolünü oynarlar. Kahraman leydilerimizi şöyle bir hatırlamaya ne dersiniz?
Çizgi romanlarda genel olarak, kahramana sürekli eşlik eden, aksiyonda direkt olarak rol almasa da onsuz olmaz türünden kadınlar söz konusudur. Özellikle klasik çizgi romanlarda yer alan kadın karakterler bu tanımlamaya dahil edilebilir. Tarzan’daki Jane, Kızılmaske’nin sonradan karısı ve ikiz çocuklarının annesi olacak olan Diana Palmer, Martin Mystere’de Diana Lombard, Mandrake’de Karma ve Narda, Tommiks’de Suzy Brown bu türde dişi karakterlerdir. Buradaki kadınlar kahramanın karşı cinsteki alternatifleri olmak gibi bir yükümlülüğe de sahiptirler. O yüzden sıradan kadınlar değillerdir. Narda’yı ele alalım örneğin. Narda her şeyden önce bir prensestir. Lee Falk, Mandrake gibi asil bir kahramana sıradan bir gazeteci kızı reva göremezdi elbette. Türlü sosyal kuruluşlarda çalışan, İnter-İntel’den polis teşkilatının en yüksek kademesine kadar her kes tarafından tanınan kendine münhasır özellikleri olan bir kadındır Narda. Güzelliği sadece dünyada değil samanyolunun en büyük galaksisi olan Merkezi Galaksi’de bile dillere destandır. Kahramaniçemiz, bazı maceraların eksenine oturtulacak kadar nitelikli bir karakterdir. Narda, Güzelliği sayesinde uzayın dört bir köşesinden seçilen dişilerle yapılan “Kainat Güzellik Yarışması”’nda birinci gelmekle kalmamış uzayın en büyük lideri İmparator Magnon’un bile ona gönlünü kaptırmasına neden olmuştur mesela. Ama kahraman leydi olmanın da bir sınırı vardır tabiiki. Nitekim sevgili Narda’mız ayaklarına serilen kainat kraliçeliğini bir kenara bırakıp hızla, kendini yeniden Mandrake’sinin kollarına atmakta hiç tereddüt etmemiştir (Yıldönümü isimli macera).
Kızılmaske’nin önce sevgilisi sonra karısı olan Diana’nın da on parmağında on marifet vardır. Dünyanın en organize kahramanlarından Fantom’un sevgilisi olmak kolay değildir. Nitekim Diana, BM’de hemşire olarak tüm dünyada görev yapan bir kadındır. Çok iyi bir karateci ve olimpiyat yüzme şampiyonudur. Eh, Fantom’a ayak uydurabilecek bir leydinin özelliklerinin de bundan aşağı olmaması gerekirdi zaten.
Bazan Diana’nın Fantom’a üstün gelen kadınlık hisleri çıkar ortaya. Mesela Fantom’un kaslarıyla hallettiği bazı meseleleri o, aklıyla da halletmesini bilir. Örneğin, Tay Yayınlarının 260 numaralı fasikülünde yer alan Kadın Fantom isimli, merkezine Diana’nın oturtulduğu öyküde olduğu gibi. Kötü adamlarla girdiği ölümcül bir mücadelede aldığı yara nedeniyle Fantom, Kafatası Mağarası’na geldikten sonra derin komaya girer. O sırada ormanın derinliklerindeki bir kabile, Fantom’a ihtiyaçları olduğunu haber vererek onu yanlarına çağırırlar.
“Ormanda Fantom diye çağırın, o sizi bulur!” Efsane sürmek zorundadır ve Diana hiç düşünmeden bir Fantom giysisi giyerek kabilenin olduğu yere gider. Burada irikıyım bir yerliyle dövüşmek zorunda kalır ve yerliyi sadece avucuna gizlediği eteri kullanarak bir kaç saniyede safdışı eder. Kadınlar işte!
Ne kadar ilginçtir ki, daha geri planda kalan ama etkinliklerini yine de koruyan kahraman leydiler, çizgi romanseverlerce bazan asıl kahramandan daha çok hatırlanırlar. Örneğin Kaptan Swing’in çoğu macerasında Beti’nin, kıskançlıkları ya da Gamlı Baykuş’la Mister Blöf’ün yüreğini sızlatan nefis pastaları maceranın o bölümünde neredeyse başrolü oynar. Siz Suzi’siz bir Tommiks düşünebiliyor musunuz? Bazı kahramanlar da sembol kadınları için ortaya çıkmışlardır sanki. Örneğin Kinowa-Sam Boyle, ömrünü öldürülen karısı ve çocuklarının intikamını almak için kızılderililerle savaşmaya adamıştır. Yine Teks’in çizgi roman sahnesindeki kişiliğine asıl anlamını yükleyen olay, Navajo prensesi Lilith’le olan evliliğidir. Kısa süre sonraki yürek burkan ölümü bile, Lilith’i çizgi romanseverlere asla unutturamamıştır…
Peki ya başroldeki kadınlar? Bence onlar her yönüyle birer kahramandırlar. Bir erkek dünyası olan çizgi romanların içinde kendilerinin başrolde oldukları bir dünya yaratabilmeyi başarmışlardır çünkü. Her ne kadar sayıları az olsa da yer aldıkları serileri başarıya taşımışlardır. Bonelli’nin kriminoloji Profesörü Julia Kendall, Nathan Never’ın gölgesinden büyük bir başarıyla sıyrılıp kendi serisini oluşturan Legs Weaver, Teen-Ager okuyucuların gönüllerine yerleşen ve beş sevimli cadıdan oluşan The Witch, yine amerikan ekolünden süper kahramanlar Cadı Kılıcı-Witchblade ve Elektra, erkek dünyasındaki eli kılıçlı dişi barbar Red Sonja, ve yine eskilerden Oklahoma, erkek yaratıcıların elinde erkek dünyasının kadın kahramanları olmayı başarabilmişlerdir. Bir de Vampirella ve Druuna gibi kadın oldukları halde daha çok erkek okuyucuların ilgisini çeken kadın çizgi roman kahramanlarımız vardır ki onlar zaten bir başka alem!
Türk çizgi romanları açısından durum maalesef pek iç açıcı değil. Kurtuluş Savaşı’nda sırtında top mermisi taşımaktan öte bir kahramanlık yakıştıramadığımız kadınlarımız çizgi romanlarda yan karakter bile olamamışlardır maalesef. Mutaassıp sosyal anlayışımızdan kaynaklı nedenlerle kadınlar, maceralarda erkek kahramanımızın yerli bir kadınla ilişkiye girmemesi gibi “orijinal çözümlerle” devre dışı kalmışlardır mesela. Oysa ana karakterler, “ecnebi” kadınları adeta gökten yağarcasına karelerden toplar ve canlarının istediği gibi “kullanırlar”. Gerçi bu durumun tek tük istisnaları da yok değildir. Örneğin Karaoğlan’daki Bayırgülü, hiç olmazsa çıplaklık konusunda yabancı rakibeleriyle aşık atabilecek pozlar vermekten çekinmez. Ancak usta Suat Yalaz, bu problemi de onu Karaoğlan’dan başka kimseyle ilişkiye girmeyen ve zaten adi bir yankesici olarak tanımlayan türde bir “yumuşak sunuşla” halletmiştir. Konunun tek istisnası rahmetli Ali Recan’ın 1975’te yarattığı ve Türkiye genelinde tanınmış tek bayan kahramanımız Kaptan Venüs’tür. Ancak Venüs’ün, kalan sınırlı yerimize sığmayacak kadar önemli bir geçmişi vardır ülkemizde. Gelin onu anlatmayı, bir başka yazıya bırakalım.
Dünyada ve dahi ülkemizde sevindirici bir gelişme olarak iade-i itibar gören 9. sanatın dişi kahramanları, artık erkek egemenliğinden sıyrılarak kendi bağımsız evrenlerini kurmakta ve karakterlerini geliştirmektedirler. Martin Mystere’nin Aksoy Yayınları’ndan çıkan 13. ve 14. sayılarında Diana Lombard’ın Gizli Hayat’ı anlatılırken, Diana’nın aslında sandığımız gibi ikincil bir karakter olmadığının altı çizilir. Muhafazakar bir yayın anlayışına sahip Bonelli ürünlerinde dahi kadınlar bu kadar ön plana çıkmaya başladığına göre gelecekte erkeklerinki kadar çok sayıda bayan kahramanımız olacak demektir. Dampyr’deki Tesla’ya , Daredevil’in gölgesinde kalmayı ısrarla reddeden Elektra’ya baktığımızda bu umudumuzun gerçekleşeceğinin çok güçlü sinyallerini görmekteyiz. Ne diyelim darısı olası yerli bayan kahramanlarımızın başına! Çizgilerle kalın…
*Yazımızda sözü edilen kadın karakterler, ülkemizde türkçe olarak yayın şansı bulmuş çizgi romanlardan derlenmiştir.
Lami TİRYAKİ