:: Çizgi Roman Okurları Platformu ::

http://groups.yahoo.com/group/croplatform/

Arşiv Şubat, 2007

Jet Rejisör

Yazan: croplatform Şubat 27, 2007

Çizgi romanın kendisi kadar sinemaya uyarlamaları da her zaman önemli olmuştur. Roman veya öykünün görsele taşınması elbette “hayalde canlandırılanla” yönetmenin yorumunun tutmamasında bazı sorunları izleyene yaşatabiliyor. Ancak, çizgi romanın akmayan ama birbirini takip eden imajlarının akan giden sinemaya uyarlanmasında ayrıca bir sorun ortaya çıkmakta: Yönetmenin becerisi ve fantastiğe, uçukluğa uyumu. Aşağıdaki kitap, uçuk filmleri çekme cesaretine ve çizgi romanları sinemaya uygulayabilme yeteneğine sahip bir yönetmenin hayatını ve eserlerini okuyucuya aktarmaktadır.

 

JET REJİSÖR 

 

Hazırlayan: Pınar Öğünç

Roll Kitapları

RE yayoncılık

Ekim 2006

 

İşte Dünyayı Kurtaran Adam, Türk işi western, Killing, Demir Pençe, Kızıl Maske gibi filmlerin yönetmeninin hayatının anlatıldığı kitaptan kısa bilgi:

“Dünyayı Kurtaran Adam”ın yönetmeni Çetin İnanç, on dokuz yılda çektiği yüz elliye yakın filmi anlatırken, çaktırmadan “60”ların başından “80”lerin ortalarına kadar Türk sinemasının

-ve genel olarak hayatımızın- röntgenini çekiyor. Jet Rejisör, eğlenceli ve mütevazı üslubuyla, bizleri “B sınıfı filmlerin” meşakkatli yollarında gezdiriyor. “Kült” addedilen bir yönetmenin kendi ağzından portresi.

Yazı kategorisi: Çizgi Roman Kaynakları | Yorum Yok »

x Men 2

Yazan: croplatform Şubat 24, 2007

İşte Jean Grey’in vedasi: 

  

Yazı kategorisi: ÇR Film-Fragman | Yorum Yok »

X - Men 3

Yazan: croplatform Şubat 24, 2007

 Veee Phoenix doğuyor… X-Men 3:

Yazı kategorisi: ÇR Film-Fragman | Yorum Yok »

X - Men 3 ve Phoenix Saga / Uyarlama üzerine serzeniş

Yazan: croplatform Şubat 24, 2007

Malumunuz X-Men 3 fırtınası yeni dindi. Byrne Singer ayrıldı falan filan…
Kısacası film sonunda vizyona girdi ve bizde rahatladık.

 

İlk iki X filmini beğenmemiş biri olarak serinin en kötü filmi dediğim X3’den bahsetmek yerine sözde filmin bel bağladığı ‘Dark Phoenix Saga’ öyküsünden bahsedeceğim …
Filme gelince; umurumda değil.

 

 

 

DARK PHOENİX SAGA

1975 yılında Len Wein’in yazdığı, Dave Cockrum’un resimlediği Giant Size X-Men ile yeni bir dönem başladı X-Men için…

O yıllarda artık ilk çıktıkları zaman ki ilgiyi görmeyen X-Men; Marvel tarafından sonlandırılmayıp ilk sayıların tekrar basımlarıyla ,biraz da zorla, yayınlanmaya devam ediyordu. Artık serinin bitirilmesi düşünülmekteydi. Batmakta olan bu seri yeni bir deneme için Len Wein’e verildi ve Giant Size X-Men 1975’de görücüye çıktı.

Çok uluslu yeni bir takımla (Storm, Colossus, Wolverine, Banshee, Nightcrawler, Thunderbird ve Cyclops) canlanan seri; yeniyetme, hevesli bir gence verildi ve böylece Chris Claremont’un tam 17 yıl sürecek büyük X-Men yolculuğu başladı. Çöplüğe gidecek bir seriyi zirveye taşıma öyküsü…

 

 

Etkileyici karakterizasyonu, tek öyküde bitmeyen uzun soluklu maceraları ile X-Men yavaş yavaş yeni okuyucuların ilgisini çekmeyi başardı. Egosu tatmin olan Claremont daha büyük oynamaya kadar verdi ve böylece “Dark Phoenix Saga” başladı.

 

Ülkemizde Arka Bahçe tarafından ‘X-Men Klasik Seri’ adı altında da yayınlanan maceralarda bir görev sonunda Starcore uzay mekiğiyle Dünya’ya dönen X-Men tarihin en şiddetli güneş fırtınasının içinden geçmek zorundadır. Bir seçim yapmak zorunda olan X-Men üyeleri istemeyerek de olsa Jean’in telepatik güçlerinin Dünyaya varana kadar mekiği radyasyondan koruyacağına karar verir. Plan diğer X-Men üyeleri için işe yaramıştır fakat Jean aşırı düzeyde radyasyona maruz kalmıştır. Zor bela Dünyaya inebilen mekik suya gömülmüş, herkes Jean’in öldüğünü düşünürken Jean yepyeni bir kostümle sudan çıkar. “Ben Phoenix’im” gibi naralar atan Jean kısa süre sonra bayılır ve bakıma alınır. Yavaş yavaş iyileşen Jean’in olanlar karşısında normal bir durummuş gibi tepki vermemesi, yeni güçlerine çok çabuk alışması gibi olaylar o dönem okuyucusunun dergiye daha çok bağlanmasını sağlar. X dergisindeki her an her şey olabilir tarzı gerilim dergiyi daha da çekici kılmıştır.’

 

 

Evet, Phoenix’in oluşumu kısaca böyle. Kısa bir süre sonra seriye John Bryne’ın çizer ve yardımcı yazar olarak katılmasıyla altın çağını yaşamıştır X-Men.

 

Bu dönemde okuyucuyla buluşan bir sayıda, Magneto ile mücadele eden X Adamları öldü zanneden Jean, Moria MagTaggert ve arkadaşlarının yanına (Alex Summers –Havok, Lorna Dale –Polaris, Jamie Madrox –Multiple Man) Muir adasına gider. İşte bu ziyaret Dark Phoneix Saga’yı tetikleyecek olan olayların başlangıcı olur. Orada Jason Wyngarde isimli bir adamla tanışan Jean, arkadaşlarının ölmediğini öğrenip onlarla birlikte X-Men’in en tehlikeli düşmanlarından Proteus’la savaşır.

Jason Wyngarde aslında Mastermind isimli X-Adamların eski bir düşmanı olup Hellfire Klübü için çalışmaktadır. Mastermind yavaş yavaş Jean’i kendi tarafına çekerken Hellfire Klubü X-Men’e saldırır. White Queen’e (Emma Frost) esir düşen X-Men, Kitty Pryde ve Dazzler isimli iki yeni mutanttın da yardımıyla kaçmayı başarır. White Queen’nin deyim yerindeyse suyunu çıkaran Jean bu kadar güçlü olmasından ilk kez endişe duyar.

Artık saldırıya geçmek isteyen X-Men, Hellfire klübünün bir davetine , sözde, gizlice gider. Aslında Hellfire Klübü bu saldırıdan haberdardır ve planladıkları şey X-Men’i yok edip çok güçlü tinsel bir varlık olan Phoenix’le birleşen Jean’i ele geçirmektir. Mastermind kendini Jason Wyngarde olarak inandırdığı Jean’i tamamiyle ele geçirir ve Hellfire Klübü ile X-Men arasındaki destansı savaş başlar. Müthiş combat sahneleri sonunda bir cyborg olan Pierce, Leland, Mastermind ve patron Sebastian Shaw’dan oluşan Hellfire yönetimi Jean’in de onlara katılmasıyla genç ve tecrübesiz X-Men’i kolayca yener. Biri dışında; öldü sanılan Wolverine.

 

 

İlk olarak Hellfire Klübünün askerlerini defeden Wolverine tüm takımın yapamadığını yapar ve arkadaşlarını kurtarır. Hellfire Klübünü alt eden X-men her şeyin bittiğini düşünür. Ama…

Tam o sırada Mastermind’ın etkisinden kurtulan Jean, daha korkunç bir gücün etkisi altına girer:

Dark Phoenix.

Öykünün büyüsü bozulmadan bundan sonrasını özetlemek gerekirse;

Shiar imparatorluğuna kadar uzanan epik bir savaş sonunda Jean ölür (her şeyin bitmesi için ölmeye razı olur) .

Sizi bu kısacık özet tatmin etmeyebilir ama bu hikaye Amerikan çizgi roman tarihinin en önemli, en çok konuşulan hikayelerinden birisidir ve bu övgüyü sonuna kadar hak eder. Eğer okuma fırsatı bulursanız ne dediğimi daha iyi anlayacaksınız.

Bu arada bir not, Uncanny X-Men 137 (Dark Phoenix Saga öyküsünün acı bir biçimde sonlandığı yegane, biricik sayı) 2001 yılında Marvel’ın 40. yılı için okuyucular tarafından yapılan oylamada Marvel’ın en iyi yüz çizgi romanı derecelendirmesinde 3. olmuştur.

Dark Phoenix Saga öyküsünün bitiminde Chris Claremont Jean Grey’in kurtulmasını, sadece Phoenix Force’un yok olmasını istemiş ama John Bryne ve Jim Shooter tarafından Jean’in ölmesi konusunda karar alınmıştır (Uzun bir süre sonra Claremont Jean Grey’i tasarladığı şekilde İnferno’ macerasında geri döndürmüştür). Hikayenin gelişimini, hikayenin ilk tasarlanan sonunu ve yaratıcı ekibin düşüncelerini ‘Phoenix: The Untold Story’ isimli kitapta bulabilirsiniz.

 

 

Özetin özeti, John Bryne ve Chris Claremont’un bu efsanevi öyküsünü okuyun, gelecek nesillere saklayın. Bu eski sayıları nasıl bulacağız da okuyacağız derseniz size yeni çıkan renkli, kaliteli bir tekrar basım olan (Bu cilt uzun süredir tekrar tekrar basılmakta) Dark Phoenix Saga isimli cildi veya benim yaptığım gibi, Essential X-Men Volume 2 cildini öneririm çünkü fasiküller gerçekten çok pahalı. Tavsiyem Essential X-Men Volume 2 cildini almanız. Bu ciltte hem Bryne ve Claremont’un hazırladığı sayıları hem de Dark Phoenix Saga ve başka bir efsane olan Days of The Future Past hikayelerini içeriyor. Tek sorun cildin siyah beyaz olması. Benim gibi siyah-beyaz okumaktan zevk alıyorsanız sorun yok. Yok ben renkli isterim derseniz…

 

Ama her çizgi roman okurunun kütüphanesinde bulunması gereken iyi bir arşiv Essential X-Men Volume 2 cildi.

 
Filmle alakası yok değil mi? Maalesef  Marvel yine yapacağını yaptı ve güzel bir masalı mahvetti. Bu yazıyı yazarak filmle çizgi roman arasında olan farkı insanlara gösterebildiysem ne mutlu bana.

Fırat Demir - http://suetkafa.blogspot.com

Yazı kategorisi: Çizgi Roman Yazıları | Yorum Yok »