:: Çizgi Roman Okurları Platformu ::

http://groups.yahoo.com/group/croplatform/

Arşiv Şubat 3rd, 2007

Resimli Roman Kütüphane özel bölümü

Yazan: croplatform Şubat 3, 2007

Çizgi Roman dünyamızın en önemli, en istikrarlı, en iyi niyetli kişisi Yunus Çengel’in hazırladığı bölüm, resimliroman sitesinin en beğenilen “çizgi roman çocukları” adlı başlığının alt başlığı aslında:

http://www.resimliroman.net/index.php?ind=gallery&op=section_view&idev=28

Yazı kategorisi: Çrop basında | Yorum Yok »

Teks Haydutlar Arasında

Yazan: croplatform Şubat 3, 2007

Teks Haydutlar Arasında 

Teks’in Maceraperest’ten yayınlanan 30. sayısında (orijinal 430. sayı) başlayan ve 31. sayının ilk bölümünde sona eren Katiller(Gli Uccisori) isimli nispeten kısa macerası çok ilginç detaylar içeriyor. Öyküyü Bonelli’nin Teks emektarı ikinci yazar Claudio Nizzi yazmış. Vincenzo Monti’de güzel çizgileriyle tamamlamış.

 

 

Öykünün şahsıma ait yorumlarına geçmeden önce belirtmeliyimki Teks için ilk defa bir yazı kaleme alıyorum. Maceraperest Çizgiler’in elinde Teks’i üvey baba baskısı altındaki çocuk gibi gördüğümden midir, yoksa Teks gibi baba bir çizgi roman kahramanı için yazı yazmanın öyle sıradan bir şey olmadığından mıdır bilemiyorum şimdiye kadar böyle bir uğraşa girmemişim hiç. Peki ne oldu da bendeniz Gece Kartalı için bir yazı döşenmeye kalktım!.. Bu sorunun cevabı 30. sayının 25. sayfasının tam ortasına gelen dikdörtgen resimdeki manzaradır. Macerayı okumuş olanlar bilirler orada Teks ve Karson’un birlikte kahve içtikleri şahıslar 5 kişilik bir soygun çetesi! Evet evet, tren soyguncuları… Kırk yıllık gözünü budaktan ve de kötü adamlardan sakınmayan Teks ve can dostu Karson haydutlarla birlikte oturmuş neşeli neşeli kahve içiyorlar. 

Burada kırılmış bir şablon vardır. İlk sayılardan hatırlayacağımız Teks Willer’ın haydutluk dönemi maceraları hariç, bu sahne Teks maceralarında çok nadir görülebilecek bir sahnedir. Bilenler bilir, Teks senaryolarında pek az gri bölge vardır. Kötüler, harbi kötüdür, iyiler gerçekten iyidir. Arada kalanlar da Teks’in içindeki hümanizmadan yararlanabildikleri sürece bizlere derin bir “oh!” çektirme görevi görürler. Okuyucu Teks okurken kötü adamları genellikle acıyarak izler. Eninde sonunda bir yerlerde Teks’in ya da kadim dostu Karson’un gazabına uğrayacak, ya dişleri kırılacak, ya da ruhları eşek cennetine gidecektir. Oysa Katiller isimli öykünün değişik bir kurgusu var. Yazıda spoilerlar olacağını da önceden uyararak öyküyü kısaca hatırlayalım. 

Colorado’nun güneyinde London Bank’a ait 50000$ paranın, vagonlardan birinde taşındığı bir yolcu treni yoluna devam etmektedir. Birdenbire rayların üstünde iri bir kaya belirir ve tren durmak zorunda kalır. Kayayı oraya 5 kişilik bir soyguncu çetesi koymuştur ve hemen arkasından trenin geri geri gitmesini engellemek için bulundukları yüksekçe bir yerden arka tarafa da kayaları yuvarlarlar. Daha sonra atlarıyla trene saldırarak doğruca para vagonuna yönelip para kasasını alırlar. Ancak burada sanki spoiler yapılmak istenirmiş gibi paraya göz kulak olan memurun da işin için de olduğunu peşinen öğreniriz. Durumu sadece haydutlar ve memur bilmektedir. Yolcular işin farkına varmazlar. Olay kimsenin burnu kanamadan sona erer ve yüzleri maskeli haydutlar para kasasını alarak uzaklaşırlar.  

Tesadüf bu ya(!) o sırada Teks ve Karson’da o civardan geçmektedirler. Gürültüyü duyup atlarını soygunun olduğu tarafa doğru sürerler. Trenin yanına vardıklarında olaya müdahele etmeye karar verirler. Sanki başka bir seçenek varmış gibi!  

O sırada soyguncuların kasayı açmaya çalıştıklarını görürüz. Kasayı açtıklarında onları ilginç bir sürpriz beklemektedir. Kasa boştur! Banka müdürüyle ortak çalıştıklarını öğrendiğimiz soyguncular tuzağa düşmüşlerdir. Kendilerini kimsenin görmediğini bilmenin güvencesiyle çiftliklerine gitmeye karar veriler. Ancak gece konakladıkları yerde başlarına iki adet püsküllü bela musallat olacaktır. Karson ve Teks, onlara yetişmişlerdir! Haydutların başı Teks’i gördüğü anda tanır. Teks’te onu, eski dostu Bill Baxter’ı, tanımıştır. Bill Baxter, Karson’a yakaladığı nöbetçiyi bırakmasını söyler ve hep birlikte olayı değerlendirmek ve konuşmak için kampın etrafına otururlar. Ateşte pişen kahve manzarasının eşliğinde Teks’e olanları anlatırlar…  

İşte ben 25. sayfadaki  bu karede bir kahkaha koyuvermişim. Kolay değil, koca Teks’i bir grup haydutun etrafında kafa muhabbeti yaparken görmek. Hem de suçüstü bir durumda. Olayın aslı bambaşkadır. Bana bu yazıyı yazdıran kareye kadar tipik bir Nizzi hikayesi okumakta olduğumuzu düşünürüz. Ancak bundan sonra olaylar farklı gelişir. Banka müdürü, Bill Baxter ve kardeşiyle anlaşmış, soygun sonrasında parayı bölüşmek kaydıyla soygunu bizzat tertiplemiştir. Baxter kardeşlerin tek amacı çiftliklerine konan ipotek masraflarını karşılamaktır. Yoksa iflas sözkonusu olacaktır. Ama anlaşılan banka müdürünün paranın tamamına el koymak ve suçu da Baxter kardeşlerin üstüne yıkmak gibi bir niyeti vardır.          

Sonra banka müdürüyle London Bank sahipleri Wilkins ve Forrest’in konuşmalarına tanık oluruz. Olayın aslı bildiğimizden de farklıdır. Daha fazla spoiler vermeden maceranın bundan sonrasının ilginç bir insan avına ev sahipliği yaptığını söyleyebilirim. Sürekli değişen olaylar, işinin ehli profesyonel avcılar, sürprizlerle kısa ama heyecanlı bir Teks macerasına daha tanık oluruz.  

Katiller, kendini tekrar eden tipik Teks maceralarından yeni dönem maceralara dönüldüğünün kanıtı gibi duran öykülerden biridir. Okuması zevkli, hoş, akıcı bir öykü. Karson’dan dolayı hafif komediye de göz kırpan ama Teks konseptini yine de fazlaca zorlamayan bir hikayedir Katiller. Maceraperest’in koymaya gerek görmediğinden ne yazıkki ara başlıklarının ne olduğunu bilmiyoruz. Monti’nin kıvrak çizgileri de macerayı zorlaştırmıyor, okuma zevkini arttırıyor. Maceranın finalinin yeraldığı 31. sayının ortalarında öykü sona eriyor. Orijinal 431 numaralı bu sayının önemli bir özelliği, Guido Nolitta imzalı bir sonraki macera Red Hill Katliamı’na ait muhteşem bir kapağa sahip olması. 

           

Hazır başlamışken Karson’un karikatürize özellikleri, Teks tarihinde bence bir başyapıt olan Boselli klasiği Karson’un Öyküsü(Il Passato di Carson) ve Teks’te şiddet gibi muhabbetlere de girmek lazım ama artık onlar da bir başka zamana…

Çizgiromanca kalın!..

Lami Tiryaki

Ocak 2007

 

Kocaeli

 

Yazı kategorisi: Çizgi Roman Yazıları | Yorum Yok »

Derlenmiş ÇROP haberleri

Yazan: croplatform Şubat 3, 2007

İlginç bir olay. Aşağıdaki adrese girerek arama motoruna “çizgi roman kütüphanesi - kitaplığı” yazınca bir ton basın ÇROP haberi çıkıyor.

 

http://www.bedavahit.com/ara/çizgi_roman_kütüphanesi.htm

Yazı kategorisi: Çrop basında | Yorum Yok »