:: Çizgi Roman Okurları Platformu ::

http://groups.yahoo.com/group/croplatform/

Arşiv Nisan, 2007

Hakan Alpin Söyleşi 2. Bölüm

Yazan: croplatform Nisan 30, 2007

Veee Hakan Alpin söyleşisi 2. bölümü başlıyor. Sayın Alpin uzun söyleşimizde 6 soruyu bir arada yanıtlamayı tercih etmiştir. Bu nedenle bu bölümü sorularla kesmek yerine bir bütün olarak paylaşıma koymayı tercih ediyorum. Bu şekilde olası anlam kayıplarının da önüne geçmiş olacağımı umuyorum. 

İşte akıllara zarar sorular: 

6.      Ansiklopedide hedefler nelerdi, sonuç alınabildi mi?7.      Hedef var mıydı yoksa el yordamıyla mı basıldı eser?8.      Yurt dışından örnek alınan çalışma var mıydı?9.      Tercih edilen çizgi roman türleri veya kahramanlar var mıydı?10.  Tercih edilen sanatçılar oldu mu esere konulan – konulmayan?11.  Anekdotlar (varsa) 

İşte akıllara yarar yanıtlar: 

Alpin - (Bu altı soruya da birleşik bir yanıt veriyorum) 

Çizgi roman Ansiklopedisi’ hazırlama fikri çok öncelere dayanıyordu benim için. Hatta çok kollektif bir düşünce yapısını ve hareket tarzını benimsememiş olsam 1990’ların sonunda hazırlardım bu kitabı. Ancak kısmette 2002 yılında başlamak varmış. Kızımız Şafak’ın birinci ayını tamamlamasıyla birlikte diğer işlerime ara vererek bu kitabı hazırlamaya karar verdim. Öncelikle çeşitli yerlerdeki notlarımı ve yazılarımı bilgisayara geçirdim ve ilk aşamada hangi madde başlıklarını kullanacağımı belirledim. Böylece eksik olanların öne çıkacağını ve önümde ne kadar iş kalacağını saptayarak planlama yapmayı amaçlıyordum. 

Ansiklopedi için ilk aşamada belirlediğim 280 maddelik şablon da aslında bir ‘ilk’ çalışma için yeterli sayılırdı. Ama ben o tarihe dek elimin altından geçen Batı kaynaklı yarım düzine çizgi roman ansiklopedisini incelemiştim. Ve bunları analiz ettiğimde dokuzuncu sanata teğet geçen, onun bünyesindeki tüm ayrıntılarını içermeyen bazı eksiklikler saptamıştım. Mesela Franco Fossati’nin İtalyan Mondadori Yayınevinden çıkan ‘Fumetto’ adlı ansiklopedisinde İtalyan sanatçılar ve kahramanlar daha fazla sayıda olabilirdi. Sonuçta o ülkenin önemli çizgi roman ansiklopedilerinden biridir bu. Ve işin kötü tarafı indeksi hiç yoktur Fossati’nin bu çalışmasının.

 

 

 

Dünyadaki çizgi roman ansiklopedileri arasında en abidevi, en saygın ve önemli başvuru kaynağı ise, Maurice Horn’un ilk baskısı 1976’da yapılan ‘The World Encyclopedia of Comics’idir. Horn’un ’75 Years of the Comics’ ve ‘100 Years of American Newspaper Comics’ adlı kitapları da bu kulvardaki altı çizilecek eserlerdendir. Çizgi roman sanatı, batıda 1930’lardan itibaren hakkında yazılan kuramsal yazı ve kitaplarla desteklenmiştir. Grafik disiplinlerin irdelendiği, türler arasındaki farkların analiz edildiği temel çalışmalar sayesinde üstün düzeyde bir kültürel birikim sağlanmıştır. Bu sayede de ‘comics’ olgusu bilhassa ABD’de sektörel bir açılım ve güçlü bir piyasa oluşturmuştur. Gel gör ki, ülkemizdeki ilk çizgi romanla alakalı çalışma 1990’ların başında çıkmıştır. Nitelik ve niceliklerine bakmadan şimdiye dek çıkanların toplamı ise henüz bir elin parmakları kadardır.  

Bu bağlamda örneklenecek bir Türkçe çalışma olmadığından ‘The World Encyclopedia of Comics’ gerek içerdiği madde sayısının fazlalığı, gerekse indeks çalışmasıyla bana örnek oldu. Dokuzuncu sanatın ansiklopedisel boyutunun zirvesindeki çalışmayı ‘benim gibi hayatı çizgi romanlarla dolu olan biri’ baz alınca  böylesi devasa bir çalışma ortaya çıktı. Horn’un yayına hazırladığı bu kitabın bir özelliği de yirmiye yakın ülkeden 40 civarı yazarın kaleme aldığı ansiklopedi maddelerinden oluşmuş olmasıdır. Yani bu anlamda ciddi bir organizasyon gerçekleştirilmiştir Horn tarafından.  

Çizerler, çizgi karakterler ve yayınlar konusunda farklı ülkelerden gelen bu metinler formüle edilerek şablonlaştırılmıştır. Her maddenin bitiminde ise o maddeyi hazırlayan kişinin baş ve son harfleri belirtilmiştir. Dolayısıyla benzeri tüm ansiklopediler ‘The World Encyclopedia of Comics’

    gibi önceden belirlenmiş bir ekip tarafından hazırlanmıştır. Fossati veya benimki gibi bir kişinin elinden çıkmış çizgi roman ansiklopedilerin sayısı çok azdır dünyada. Zira onca görsel malzemenin toplanması, biyografi takiplerinin yapılması ve metinler haline getirilmesi çok zor ve zahmetli bir iştir. 

Ülkemizde yayınlanmış tüm çizgi roman serilerinin tam koleksiyonları veya tamamına yakınının elimin altında olması, hatta çocuk dergileri ve mizah dergilerindekiler de dahil çok geniş bir arşivimin olması, bu ansiklopediyle ilgili önemli bir handikabı giderdi. Bülent Arabacıoğlu’nun ‘En Kahraman Rıdvan’ı gibi sadece mizah dergilerinde macerası yayınlanmış olanlar, veya Bedri Koraman’ın ‘Cici Can’ı gibi sadece gazetelerde yayınlanmış çizgi karakterler işin kolay kısmıydı. Sadece yayınlandıkları yıllardaki sayıları incelemek yetiyordu. Ancak Suat Yalaz’ın ‘Karaoğlan’ı gibi hem kendi başlığını taşıyan dergi serilerinde, hem de pek çok farklı gazetede birden yayınlanmış çizgi romanların tüm maceralarını okumak, incelemek ve ilgili maddesinin metnini yazmak gerekiyordu. Bu, arşivim sayesinde işin kolay hallettiğim kısmı oldu.

 

  

Zor olansa biyografilerdi, en azından bazılarını bulmakta zorlandım. Zira başka sanat dalları için de geçerli mi bilmem ama, ülkemizde yayınlanan 24 ciltlik Büyük Larousse Ansiklopedisinde sadece 5 tane çizerin biyografisi yer alıyor. Onların da dört tanesi temelde karikatürist olarak bilindiğinden bu genel kültür kaynağına girebilmiş. Bir çizerin ansiklopediye girmesi için ya adının Turhan Selçuk olması, ya da Cemal Nadir Güler, Ramiz Gökçe gibi ölmüş büyük ustalar olması gerekiyor gibi bir intiba var çizgi sanatlar camiasında. 

Yazarından çizerine, yayıncısından kaligrafistine değin hemen herkese ya şahsen bir ziyaret yaptım, yahut da telefonla ulaştım. Bazılarının telefonlarına ulaşmak için bir dedektif gibi çalışmam gerekti. Beşyüze yakın telefon görüşmesi yaptım. Ancak her birini aramadan önce elimdeki tüm dergi, gazete ve yayınları tarayarak notlar almıştım herkesle ilgili. Doğum tarihleri, hangi eğitimi aldıkları gibi bilgiler hariç kariyerleriyle ilgili tüm biyografik bilgileri elimdeydi zaten. Üzerinden çok zaman geçmiş çalışmalarının tarihlerini unutanlar, yanlış hatırlayanlar bile çıktı, hatırlatması bana nasip oldu bu arada. Çok hoş diyaloglar yaşadım.  

Çetin Karakoç, Nezih Dündar, Cemal Dündar, Yücel Köksal gibi eski yayıncı ve ustalara telefonla ulaşıp, “Hazırladığım ‘Çizgi roman Ansiklopedisi’ndeki isminize açtığım maddenizdeki bilgileri teyit etmek için sizi rahatsız ettim,” diye konuştukça karşımda çok duygulananlar oldu. Aralarında İstanbul’dan koparak adeta uzlete çekilenler, kimsenin arayıp sormadığı kişiler vardı. Belki her biri ansiklopediyi görmeyecek, ama Türk çizgi romanına yaptıkları katkının hatırlandığını bilerek yaşıyorlar şu anda. Benimle aynı jenerasyondan olan çizerlerin neredeyse tamamı zaten ya arkadaşımdır, ya da tanışıyorumdur. Onların biyografilerinin eksikleri gidermek o açıdan zor olmadı. 

‘Çizgi roman Ansiklopedisi’ için Türkiye’de basılmış hiçbir yayında görmediğim cinsten beş ayrı indeks çalışması yaptım. Çizgi roman başlıkları, yayınlar, kişiler, yayıncılar ve coğrafik dağılım kategorilerinde farklı indeksler hazırladım. 740 sayfalık kitabın son 50 sayfası indekslere ayrılmış durumda. Sonuçta bu bir ansiklopedi ve içinde binlerce metin var. Okurlara işkence çektirmenin anlamı yok, neyi nerede arayacağını bu indekslere bakarak kolayca bulacaklarına eminim. Bu detay çok önemliydi benim için. Zira sadece indeksleri hazırlamak tam 40 günümü aldı. Ama değdi. 

Başlangıçtan itibaren ansiklopedime okumayı ve bilgilenmeyi kolaylaştıracak bazı görsel kodlamalar ekleme düşüncem vardı. Tıpkı internet sitelerindeki gibi– adı geçen bir sözcüğün, kavramın netteki başka yere uzantısını ve açılımını simgeleyen ve üstünü tıkladığınızda o sayfaya geçmenizi sağlayan link sistemine benzer bir alt çizgileme yaptım. Mesela ansiklopedinin ilk maddesi olan ‘Abdülcanbaz’ın içinde geçen ilk Turhan Selçuk adı, altı çizili bir şekilde ve mavi renkte yazıldı. Bu, ansiklopedide Turhan Selçuk ile ilgili bir maddenin daha olduğunu belirleyen ve okuruna hatırlatan görsel bir kodlamadır.  

Abdülcanbaz maddesinde ayrıca Suavi Süalp, Cemal Nadir Güler, Tarzan, Akbaba, Komiser Osman linkleri de mevcut. Altı çizili olan her mavi renkli özel isim, ansiklopedide madde olarak bir karşılığı vardır anlamına geliyor.

 

Vurgulamak istediğim bir diğer detay da şu: Biraz önce bahsettiğim batı kaynaklı çizgi roman ansiklopedileri metin ağırlıklı eserlerdir. Yani yazar, çizer, kahraman ve yayınlarla ilgili metinler ön plandadır. Görsel unsur açısından kısır çalışmalardır. Bir kahraman kâh bir kareyle, kâh bir figür çizimiyle tanıtılmıştır. Bunu bir eksiklik olarak gördüğümden dolayı; görsel olarak bu sığlığı aşma adına, bazen çizerlerin fotoğrafını ya da otoportrelerini, bazen de onun çizgi tarzının belirleyici olduğu kısa bir çizgi roman öyküsünü girmeyi tercih ettim. Ve gördüğüm hiçbir çizgi roman incelemesinde var olmayan sayıda görsel malzemeyi devreye soktum. Bu sayede ‘Çizgi roman Ansiklopedisi’ 740 sayfalık bünyesinde 1500 civarında görsel malzeme barındırmakta şu an, ve bu açıdan da batılı benzerlerinden çok farklı ve üstün bir çalışma özelliği taşıyor. Zannımca dünyadaki çizgi roman adına çıkan bu ölçekteki hiçbir kitapta bu kadar çok görsel malzeme kullanılmamıştır. Ayrıca kitapta kullandığım hemen her görselin telifine saygı göstererek bunu belirginleştirdim ve gerekli izinleri telif hakkını elinde tutan çizer veya yayıncısından izin alarak kullandım. 

Lakin ansiklopedinin en önemli özelliği bu değil. Çalışmamın en önemli özelliği, dokuzuncu sanat çizgi romana Türkiye projeksiyonundan bakmasıdır. Ülkemiz çıkışlı olanları bir yana bırakırsak, yabancı kaynaklı maddelerin tamamı Türkiye’de tanınma, bilinme ve yayınlanma kriterleri baz alınarak seçilmiştir. Ve görsel malzemeleri içinde bu dikkate alınmıştır. Benim rastladığım yabancı kaynaklı ansiklopedilerde böyle seçici bir özellik ve kıstas yoktu. Tabii dünya çizgi roman tarihinde önemli kilometre taşı olan çizer, yazar, yayıncı ve karakterleri ülkemizde fazla biliniyor olmasa da ansiklopediye kendi adlarını taşıyan maddelerinde dahil ettim. 20 civarı ülkenin kısa çizgi roman tarihini anlattığım ülke maddeleriyle de olaya farklı bir çeşni katmaya çalıştım. 

Ansiklopedimde kullandığım görsel malzemelerin %98’i kendi arşivimden seçildi. İnternetten bazı Amerikalı yayıncılar ve çizerlerin fotoğraflarını ve birkaç çizgi roman görselini kullandım. Ayrıca elimde olanları beğenmeyip, illa kullanmak istediğim üç dergi kapağını da ‘Darkwood Sakinleri’ne dahil bir arkadaşımın arşivinden fotokopi olarak alıp kullandım. 

Grafiker de olduğumdan 1500’e yakın görsel malzemenin tamamını dijital ortama aktardım. Her birinin üzerinde gerekli onarımı ve teknik çalışmayı yaparak film çıkış aşamasına getirdim. Çünkü bazı eski dergilerden taradığım görseller oldukça yıpranmıştı. Yalnız İnkılap Yayınevinden baskı esnasında benim hazırladığım kapak çalışması yerine farklı bir kapak kullanmayı istedikleri söylendi bana. 26 ay beklemek canıma tak ettiğinden, ve çizgi roman severleri uzun süreden beri bir beklenti içine sürüklediğinden dolayı fazla sorun yapmadan yeni kapağa tamam dedim. Kitap elime geçtiğinde gördüm yeni kapağı ilk kez. Benimki baz alınarak hazırlanmış, sadece siyah zemine oturtulmuştu bu yenisi. Bu arada iç sayfaların baskısı önceden yapıldığından benim yaptığım kapak da 740ncı, yani sonuncu sayfada öylece duruyor. Ama ben bu siyah kapağı da beğendim.  

Ansiklopediyle ilgili sonradan beliren bir sorun oldu yalnızca. Ben ansiklopediyi Eylül 2003’de bitirdim. O sırada benim ilk iki kitabımı da basan ve bilimkurgu-fantastik kulvardaki kitaplarının yayın yönetmenliğini eşimle birlikte yürüttüğüm bir yayınevi basmak istiyordu bu kitabımı da. Biraz onu bekledim. Ama onun kapasitesinin üstünde bir maliyetteydi kitabım. Hatta o dönem çizgi roman çıkartan Maceraperest ve Lal Kitap’takileri de nezaketen haberdar ettim çalışmamdan. Memnun kalmalarına rağmen sanırım yüksek maliyeti nedeniyle basmaya yanaşmadılar.  

Yayın sektöründen biri olarak bu hacimdeki bir kitabı basabilecek çok fazla yayıncı olmadığının farkındaydım. Bunlar arasından çizgi roman albümleri çıkartanları öne alarak bir liste hazırladım. İnkılap Yayınevi kısa bir değerlendirmeden sonra anlaşma metnini yolladı bana ve Kasım 2004’te anlaşma imzaladım. Ancak kitap, yayınevinin içinde yaşanan, detayını bilemediğim bazı aksiliklerden dolayı anlaşmayı imzalamamızın üzerinden 26 ay geçtikten sonra basıldı. Ekim 2006’da çıkışlar üzerinden son bir kontrol yaparak gerekli güncellemeleri ansiklopediye ekledim bu arada. Zira geçen zaman zarfında bazı yeni yayınlar çıkmış, bazı çizerler de maalesef vefat etmişti.

2. Bölüm sonu

Ümit Kireççi 

 

 

 

Yazı kategorisi: ÇR Okurlar - Emek Verenler | Yorum Yok »

BİLGİ’DE ÇİZGİLİ GÜNLER ŞENLİĞİ

Yazan: croplatform Nisan 28, 2007

BİLGİ’DE ÇİZGİLİ GÜNLER ŞENLİĞİ 

İstanbul Bilgi Üniversitesi (BİLGİ) bu sene 4. “Çizgili Günler Şenliği”ne ev sahipliği yapıyor. 5-6 Mayıs 2007 tarihleri arasında gerçekleşecek olan organizasyonu Sahne ve Gösteri Sanatları Yönetimi, Kültür Yönetimi ve Sanat Yönetimi bölümlerinin 1. sınıf öğrencileri düzenliyor.  

Her dönem farklı konu ve teknikleri ele alan şenlik bu yıl, teknolojinin tüm olanaklarını kullanarak hızla ilerleyen ve gelişen “Bilgisayar Destekli Animasyon” konusunu ele alıyor. Son dönemlerde ülkemizde, yapılan filmlerde animasyon kullanımının artması, sektöre bir canlılık getirdi. İstanbul Bilgi Üniversitesi Görsel İletişim Tasarımı Bölümü’nün desteği ile hazırlanan şenlik geçen yıllarda olduğu gibi, BİLGİ Dolapdere Kampüsü’nde gerçekleşiyor. Şenlikte atölye çalışmaları, film gösterimleri, panel ve söyleşilerin yanı sıra farklı üniversitelerden pek çok öğrencinin çalışmaları da sergileniyor.

 

Paneller“Sektör Olarak Animasyon”“Türkiye’de Animasyon Eğitimi” 

Moderatörlüğünü Yoğurt Teknolojileri’nden Cemil Türün’ün yaptığı, “Sektör Olarak Animasyon” başlıklı panelde, sektörün önde gelen isimleri animasyonun geçirdiği evreleri ve günümüzde geldiği durumu tartışacaklar. Bu panele konuşmacı olarak Baran Baran, Gökhan Aşık, Murat Başol ve Murat Bozkurt katılıyor. Fethi Kaba, Tahir Aksoy, Cemal Erez, Tan Oral ve Burak Şahin gibi önemli eğitimcilerin konuşmacı olarak katıldığı, “Türkiye’de Animasyon Eğitimi”nin tartışılacağı ikinci panelin moderatörlüğünü İstanbul Bilgi Üniversitesi Görsel İletişim Tasarımı Bölümü’nden Berat İlk üstleniyor.

 

 

 

  Söyleşiler“Sinema Filmlerinde Animasyon”“Türkiye’de Bilgisayar Destekli Animasyon Teknikleri” 

Merih Öztaylan ve Volkan Öztürk, son dönem Türk sinemasının da sık sık kullanılan animasyon ve teknikleri hakkında “Sinema Filmlerinde Animasyon” başlığı ile bir söyleşi gerçekleştirecek. Çetin Tüker, Sinan Kestane ve Selim Çobanoğlu “Türkiye’de Bilgisayar Destekli Animasyon Teknikleri” ve pratik çözümler üzerine sohbet edecek.

Atölyeler iseYoğurt Teknolojileri’nden  Başar Mutluk yönetiminde gerçekleşiyor.

 

Şenlikte, ayrıca İstanbul Bilgi Üniversitesi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Bahçeşehir Üniversitesi, Anadolu Üniversitesi ve Maltepe Üniversitesi öğrencilerinin çalışmalarına ve çeşitli animasyon film gösterimlerine yer veriliyor.

 

Bütün etkinliklerin ücretsiz olduğu şenlik, herkesin katılımına açıktır.

 

5-6 Mayıs 2007 Cumartesi, Pazarİstanbul Bilgi Üniversitesi Dolapdere KampüsüKurtuluşderesi Caddesi No:47   Dolapdere

Detaylı bilgi için;  http://cizgili.bilgi.edu.tr

E-posta: cizgili_gunler_4@yahoo.com


Program 

İstanbul Bilgi ÜniversitesiSahne ve Gösteri Sanatları Yönetimi Kültür Yönetimi Sanat Yönetimi  

IV. Çizgili Günler Şenliği5-6 Mayıs 2007 

PANELLER  

Sektör Olarak Animasyon   

5 Mayıs 2007, Cumartesi  Saat 11:00 – 13:00, Sinema Salonu

Moderatör: Cemil Türün (Yoğurt Teknolojileri)

Baran Baran (Animatör)

Gökhan Aşık (Paradox)

Murat Başol (Canlandırma Servisi)

Murat Bozkurt (Karton Çizgi Film Atölyesi)

 

Türkiye’de Animasyon Eğitimi  

6 Mayıs 2007, PazarSaat 11:00 – 13:00, Sinema Salonu

Moderatör: Berat İlk (İstanbul Bilgi Üniversitesi)

Fethi Kaba (Anadolu Üniversitesi)

Tahir Aksoy (Anadolu Üniversitesi)

Cemal Erez (Bahçeşehir Üniversitesi)

Tan Oral (Animatör / Karikatür Sanatçısı)

Burak Şahin (Maltepe Üniversitesi)

 

 

SÖYLEŞİLER

 

Sinema Filmlerinde Animasyon 

5 Mayıs 2007, CumartesiSaat 13:30 – 14:30, Sinema Salonu

Merih Öztaylan (Makina Creative Post)

Volkan Öztürk (RedSofa)

 

Türkiye’de Bilgisayar Destekli Animasyon Teknikleri  

6 Mayıs 2007, Pazar Saat 13:30 – 14:30, Sinema Salonu

Çetin Tüker (Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi)

Sinan Kestane (Compugraf)

Selim Çobanoğlu (Compugraf)

 

 

ATÖLYELER 

Atölye I5 Mayıs 2007, Cumartesi 14:30 – 18:00, Mimarlık Atölyesi

Başar Muluk (Yoğurt Teknolojileri)

 

Atölye II6 Mayıs 2007, Pazar14:30 – 18:00, Mimarlık Atölyesi

Başar Muluk (Yoğurt Teknolojileri)

 

 

FİLM GÖSTERİMLERİ 

5 Mayıs 2007, Cumartesi 12:00 – 18:00, Z37 

12:00 Monsters Inc. (Sevimli Canavarlar)14:00 Short Animations of Tim Burton (Tim Burton’ın kısa animasyonları)16:00 Toy Story (Oyuncak Hikayesi) 

6 Mayıs 2007, Pazar 12:00 – 18:00, Z37 

12:00 Shrek

14:00 Wallace & Gromit16:00 Ice Age (Buz Devri) 

Öğrenci Filmleri Gösterimi 5-6 Mayıs 2007, Cumartesi-Pazar11:00-18:00, Sinema Salonu Fuayesi

İstanbul Bilgi Üniversitesi

Bahçeşehir Üniversitesi

Anadolu Üniversitesi

Maltepe Üniversitesi

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi

 

Bütün etkinlikler ücretsizdir.

 

Yer: Dolapdere Kampüsü

Kurtuluş Deresi Cad. No: 47

Dolapdere-İstanbul

 

http://cizgili.bilgi.edu.tr

cizgili_gunler_4@yahoo.com

Yazı kategorisi: duyurular | Yorum Yok »

İzmir Fuarında Vobuz ve Comics sizleri bekliyor

Yazan: croplatform Nisan 25, 2007

 

Türkiye’nin en kapsamlı comics satıcısı VOBUZ KİTAP izmir fuarında!

Marvel , DC ( tüm karakterler mini seriler ) özel edisyon kapaklar , Darkhorse’tan CONAN, İmage‘dan Savage Dragon, Hellblazer TPB‘leri, Wolverine Origin
ve Origins HC‘lar,  ABSOLUTE HUSH

 

 ve de ABSOLUTE KINGDOM COME, KINGDOM COME SUPERMAN

tshirt,

action figürler DARK VADER Lightsaber standda satışa sunulmuş ürünlerden bir kısmı.

Vobuz Kitap standına uğranılması İzmir’de olan veya yolu İzmir’den geçen çizgi roman okurlarına şiddetle ve sevgiyle önerilir. 

Ürün çeşitleri için:

http://www.vobuzcomics.com/

 

 

 

Yazı kategorisi: duyurular | Yorum Yok »

Hakan Alpin söyleşi - 1. Bölüm

Yazan: croplatform Nisan 24, 2007

Konuğum, yıllarını çizgi romana vermiş olan “Çizgi roman Ansiklopedisi” yazarı Hakan Alpin. Kendisi, çizgi roman camiasına adım attığı günden beri, yaklaşık bin yıldır, mücadele eden, eleştirilen, çalışmalarıyla şu ya da bu şekilde her zaman gündemde olan bir çizgi roman adamı.

Alpin’le iki bölümde yayınlayacağımız kısaaaa bir söyleşi yaptık. Bu söyleşide öyle belgesel nitelikli bilgiler ve detaylar ortaya çıktı ki tek cümlesini kesmeye kıyamadım ve söyleşiyi üçe böldüm. İşte birinci bölüm: 

Alpin kimdir, çizgi romanla derdi ne, Darkwood öncesi, sırası, günleri!  Ü – Sayın Alpin, sizi tanımak istesek, kendinizi nasıl tanıtırsınız? H - Bazı çizer arkadaşlarımın ansiklopedim çıktıktan sonraki yaklaşımlarına bakarsak, 40 yaşımda adım ‘Bay Çizgi roman’a çıkmış durumda. 

Ü – İyi, 40 yıl sonra da olsa bir isminiz olmuş. Yani çizgi romanlı, havalı bir şey… Peki Hakan Alpin, bahsettiğiniz 40 yılın çizgi romanla haşırlığı, neşirliği nedir?

H - İstanbul’un henüz beton kente dönüşmediği yıllarda arkadaşlarımla arsalarda oynama şansımın olduğu bir çocukluk geçirdim. Dut ve incir ağaçları tepelerinde, ‘Uzay Yolu’ sahneleri canlandırarak, top oynayarak doya doya büyüdüm. Çizgi romancılığım ise henüz ilkokula başlamadan, -kelimenin tam anlamıyla- okumaya başladığım çizgi romanlarla şekillendi. İlk çıkış tarihlerinde babam tarafından alınan Tay Yayınlarının ‘Zagor’ ve ‘Kaptan Swing’in serilerinin ilk 34′er cildi, ‘Tom Braks’ ciltleri, Çetin Karakoç’un ‘Teks’ ciltleri, 1955′deki ilk ‘Tommiks’ ve ‘Teksas’ları (ve sonraki birkaç serisi), Kral Neşriyat Yurdu’nun ‘Pekos Bill’, ‘Oklahoma’, ‘Köroğlu ile Ceylan Yayınlarının ‘Superman’, ‘Tim, ‘Kinova’, ‘Kinova-Teks’ ve saire serileri elimin altında bulduğum dergilerdi. Evimiz tam bir çizgi roman yayını cennetiydi. Kardeşimle birlikte bu ortamın her karesinden faydalandık. Mayk Hammer, Nat Pinkerton, Arsen Lüpen veya Şerlok Holmes romanları ya da (bilimkurgu ilgi ve sevgimi aşılayan) Çağlayan serileri, Ekicigil kitapları ise bunların üstüne kaymaklı ekmek kadayıfı misaliydi. Bunların hemen tamamını henüz ilkokulu bitirmeden hatmetmiştim. Üstüne üstlük, okul harçlıklarımla Altın Kitaplar’ın çocuk romanları serisinden Jules Verne’inkiler başta olmak üzere onlarca kitabı da kendimiz almıştık. Bunların tamamı o tarihten beri kütüphanemin raflarında özel bir ihtimamla saklanır. 

          

 Ü – Peki okurluktan çizerliğe geçiş… Bu nasıl gerçekleşti? 

H - Profesyonel çizerlik kariyerim, 1986 yılında ‘Conan’ın okur sayfalarında yayınlanan birkaç illüstrasyonumu fark eden ve bana çalışma teklifinde bulunan Ali Recan’ın yeni oluşturduğu bir ekibe dahil olarak ‘Yüzbaşı Volkan’ başlığını çizmemle başladı. O tarihe dek lise dönemim dahil, derslerde yapılanlar dışında elime kalem veya fırça alıp çizgi karakter resmettiğim vuku bulmamıştı. Zira sürekli okuma halindeydim. Kardeşimle iki arkadaşımın (şimdilerde ‘O-Haa’ dergisinde çizen Akın ve Doğan Akıncı’nın) her Cumartesi devam ettikleri Çarşaf Karikatür Okulu ve ‘Gırgır’ gibi dönem dergilerinin arka sayfalarında yayınlanan karikatürleri ‘bizden’ çıkan tek basım yansımalarıydı. Benim ‘Conan’ okuduğum, diğer üçünün karikatür çizdiği bir günde aramızda gelişen (yaparsın-yapamazsın türü) bir iddialaşmayla bir Conan figürü çizip Alfa Yayınlarına yollamamla hayatımda önemli bir kırılma noktası oldu. İlk çizerlik teklifimi almıştım.Sonrasında çeşitli gazetelere, dergilere çizdiğim başlıklarla devam eden yoğun tempoda bir süreç vardı. Çizgi roman koleksiyonculuğum da bu dönemlerde iyiden iyiye kendini göstermeye başlamış ve evde kitap/dergilerimin işgal ettiği yerlerin sayısı giderek artmıştı. Ü – Belki de yetişkinlerin yanıtını en çok merak ettiği soruyu sormak istiyorum. Gerçi yetişkinler bu soruyu merak ediyor ve belli bir yanıt alıyorlar ama hangisinden memnun olmaları gerektiğini bilmiyorlar: Yeteneğinizi fark ettiniz madem, başka bir şey yapsaydınız.Neden çizgi roman çizerliği? 

H - 1986 yılı başında ‘Yüzbaşı Volkan’ maceraları çizmeye başladım. Karakter pilot olunca o dönemdeki maceralarda Hava Kuvvetlerimize yeni katılan F-16 Savaşan Şahinler başrole çıkmıştı. Çizim ekibimiz 4 kişiydi. Sezai İdi yalnız başına bir macera çiziyordu. Nuhsal Işın, Ateş Billur ve ben de diğer maceraları ‘Volkan’ koleksiyonuna ekliyorduk. Ben, uçaklar dahil tüm arka planları çizerken, Nuhsal karakterleri resmediyordu. Ateş ise henüz çizim yeteneği fazla oturmadığından teknik olarak çizilmesi zor olan uçak vesaire gibi unsurları, bir yansıtma cihazı olan antiskopla çizim kağıdına aktarıyordu.

Bu girizgahın ardından, “Başka işiniz yok muydu” sorusuna dönersem: Babamın terzi olması hasebiyle elbette ki oldukça iyi ölçekte terzilik bilirim ve iyi giyinmeyi de çok severim. Asla marka peşinde koşan biri olmasam da, mümkün olduğunca kaliteli kumaşlardan ve iyi giyindim. Hayattaki ilk kot pantolonumu da 40 yaşımda ayağıma geçirdim. Zira artık yaz mevsimi 9 ay süren bir yerde oturuyoruz ve kumaş giyim genelde ‘fazla’ geliyor.Yani ben iş açısından bakmasam da, evet bir işim vardı. Ama ben 6,5 yaşımdayken kan kanserinden vefat eden annemin babama vasiyetlerinden biri olan ‘çocukları terzi yapma’ yaklaşımı, hem benim baba mesleğine dört elle sarılmamı kısmen engellemişti; hem de genç yaşta terzilikten çok daha fazla sevdiğim çizerlikle tanışmış, üstelik profesyonel olmuştum. Artık çok sevdiğim ve hayatımın tamamını bir şekilde zaten kapsamış olan çizgi romanla haşır neşir oluyor, maceralar çiziyor ve üstüne bir de para kazanıyordum. İnsan hayattan başka ne ister. Her şey beklentiler ölçeğinde değerlendirilir, benim beklentilerim o ilk başlangıç tarihinden itibaren hep olumlu yönde gelişti ve gelip beni buldu. Bundan dolayı her şeyden önce hayatım tamamen çizgi romanlardır — yanı sıra da terzilik, grafikerlik ve saire bilirim. 

Ü – O “terzilik” vasfınızı tüm çizgi roman okurları yakından öğrenmişti vesilelerle hatırlıyorum bazı yazışmaları. Peki Kral’ın Görünmez Giysisinin terzisi çizgi roman çıplak mı? Neleri görüyorsunuz, gördünüz bu almede? H - Darkwood günleri, sırası, öncesi ve durgun geçtiği sanılan ara dönemAskerden dönüşümde bilhassa ‘Yüzbaşı Volkan’daki kariyerimin bir getirisi olarak birkaç gazeteden günlük çizgi roman hazırlama siparişi aldım. Onları yapar ve koleksiyonumdaki yayınların sayısını eve sığmaz ölçeklere taşırken, Bayazıt’taki Sahaflar Çarşısında ülkedeki ilk çizgi roman piyasasının oluşumuna şahit oldum. Bir iki sene içinde bir düzineye yakın sahaf ve kitapçı eski çizgi romanlara gereken önemi vermeye ve dükkanlarında ayırdıkları özel köşelerde bunları alıcılara sunmaya başlamışlardı. Karadeniz Kitabevinden sevgili Hüseyin Abi’nin dükkanının yanı sıra, Mustafa Mumcu ve İlyas Erkul’un hafta sonlarında yerlere açtıkları çizgi roman tezgahlarının hemen her yayılış dakikasında oralarda oluyordum. Bu ortamlar kişisel samimiyetimizin bir yandan gelişimine olanak sağladı, bir yandan da şu sıralar ‘ciddi koleksiyoncu’ yahut ‘enformatik bilgi uzmanı’ olarak anılan bazı kişilerin acemi toplayıcı günlerinde tanıma fırsatı buldum. Sanırım o dönemde bile elimdekiler, benden sonra en fazla yayına sahip 8-10 koleksiyonerin elindekilerin toplamına eşitti. Bu sebeple de sahip olduğum bilgi birikimini paylaşma imkanı bulmaya başlamıştım. 

Ü – Peki kimler vardı o günlerde, isim verebilir misiniz? Kimler geldi, kimler geçti çizgi roman hayatınızdan… H - Bu arada 15 Temmuz 1988′de Alfa Yayınevinin girişimiyle yapılan Türkiye’nin ilk çizgi romancılar toplantısına katılmıştım. Pek çoğunu okuyucu mektuplarından ve oralara yolladıkları çizimlerden tanıdığım Aşkın Güngör, Ali Düzgün, Mehmet Mengü, Kosta Ceran, İlyas Erkul, Ömer Tatlısöz ve o dönemde (sanırım ablasının elinden tutarak toplantıya getirdiği) Yıldıray Çınar’la karşılaştım. Bu kadrodan o dönemde amatör çizerlikleri olan Aşkın ve Ali ile daha sıcak bir arkadaşlığımız oldu. Bu iki kişiye sonradan Ertan Sevgi ve Bayazıt’ta benimle tanıştırılan Hüsnü Çoruk ve birkaç kişi daha katıldı. (Levent Cantek’le de bu aralar ‘Korsan’ adlı bir fanzinde işbirliği deneyimim olmuştu. Sonradan ‘Koloni’leşen bu dergicik, Express’e Darkwood Sakinleri ismi altında yazılar yazmaya başlamamızla, bizim kadro olarak dışlanmamız sonucunu getirmişti). İşte bu arkadaş grubunun haftalık çizgi roman paylaşım toplantıları epeyce bir süre devam ettikten sonra, bir gün uzun zamandır aklımdan geçen bir projeden bahsettim. 

Ü – Oy oy oy, inişli çıkışlı ilişkiler ve çetrefilli ayak oyunları seziyorum çizgi roman er meydanında. Gerçi bunu ortalığı germek için söylemiyorum. İnsan olmanın doğal çıkar çatışmaları bunlar bence. Sıradan şeyler. Böylesi bir durumda önemli olan hedef alınan çalışmalardan kopmamaktır. Bildiğim kadarıyla siz kopmadınız! H – Kopmadım. Kopmadık. Tüm tersliklere rağmen hırslandık. Hatta o haftalarda konuştuğumuz en önemli konu piyasada hiçbir periyodik çizgi romanın kalmamasıydı. Yaysat’ın gücünü kötüye kullanarak Alfa, Tay, Şilliler ve Atılım yayınevlerine güdümlü yaptırımlar uygulaması yüzünden çizgi roman dergileri birbiri ardına topu attı. Bu dönemde Ali Düzgün ile ikimiz Alfa için, onun ‘Kaptan Alyo’su ile benim ‘Son Osmanlı’ adlı başlığımın maceralarını ters/yüz bir dergi olarak yayına hazırlıyorduk. Her günümüz Alfa’da geçmesine rağmen Gül (F. Sağıroğlu) Hanımın son dakikada patlattığı bir bomba nedeniyle bu yayın çıkamadı (Benzeri bir olay daha geniş bir kadroyla hazırladığımız haftalık çizgi roman dergisi Rh+’in de başına gelmişti). Gül Hanım son bir aydır dağıtım şirketinin kendilerine uyguladığı haddini aşan yaptırımlardan bizi yeni haberdar etmişti ve dergimizin çıkışı buna takılmıştı. Yine de benim araya girmemle arasında çizgi roman sanatıyla ilgili bazı inceleme yazılarının da olduğu bu ters/yüz derginin tek sayısı (belki yeterli aboneyi bulur umuduyla) aylık bir ‘Conan’ sayısının arasında basıldı. 

Ü – Hatırlıyorum o denemeyi. Belki de karşılaştığım Anadolu kültürü içeriği taşıyan ilk fantastik-bilimkurgu çizgi roman denemesi gibiydi “Son Osmanlı”.  Peki ne oldu da kendi kanatlarınızla uçmaya karar verdiniz?  H - Bu ve benzeri olumsuzlukları birebir yaşamış bir kişi olarak, çizgi romancılığımızın en ciddi sorununun dağıtım olduğunu daha o dönemde anlamıştım. Bayazıt’ta arkadaşlarıma, “Madem hiç çizgi roman dergisi kalmadı, o halde biz bir tane çıkartalım,” diye önerdiğimde bu dayatmalara karşı geliştirdiğim bir ara çözüm vardı aklımda: Dergimizi sahaflar ve belli kitabevleri aracılığıyla okura ulaştırmak.Zaten ortada yayın kalmadığından çizgi roman okuru bayilere değil, sahaflara dadanmaya başlamıştı. Yeni basılan kalmayınca, eskiden okumadan geçtiklerine dönüyorlardı. Ortam müsaitti, ekip de vardı. Ancak benim çizgi romancılığımızla ilgili analizlerim henüz bitmemişti. Zira bana göre, ortadaki en büyük sorunlardan biri de ülkemizde çizgi roman kültürünün ve sanatsal açılımlarının yeterli ölçekte olmadığı gerçeğiydi. Bundan dolayı içinde sadece çizgi roman maceraları olan bir dergi yerine, çizgi romanlar üstüne inceleme ve makale yazılarına da yarı yarıya yer veren bir dergi konsepti geliştirdim. Ü – Yoksa bu, yoksa bu “Darkwood Sakinleri”nin doğum sancıları mı? 

H – Öyle gibi.

Ü – Tamam, ben araya girmeyeyim siz kaptırın yapın açıklamalarınızı. H - Bundan dolayı içinde sadece çizgi roman maceraları olan bir dergi yerine, çizgi romanlar üstüne inceleme ve makale yazılarına da yarı yarıya yer veren bir dergi konsepti geliştirdim.Ve içerikle ilgili dört sayılık bir planlama yaptım— sonra da zamanı gelince ikinci dört sayıyla ilgili. Tüm arkadaşlarım da destek verdiler.Planım şuydu: genel yapı itibarıyla ilk dört sayımızda yaşı biraz büyük eski çizgi roman okurlarına hitap eden bir dergi içeriğimiz olacaktı. Sonraki dört sayımız ise yeni yetişen nesle hitap edecekti. Bu 8 sayı tahminimden biraz daha uzun bir sürede, yani gecikmeli olarak çıkmış olsa da, dergimiz kendimize verdiğimiz misyonik görevi mutemadiyyen ve başarıyla yerine getirdi.Sonraki sayılarımızın konsepti ise tüm çizgi romancılara uygun olarak, günceli yakalayan ve gündemi takip eden bir yapıdaydı.İlk sayılardaki başarılı girişimiz ve “Çizgi roman Ölmez” iddiamızı simgeleyen ‘Devamı Var’ şeklindeki sloganımız sayesinde çizgi romana ilgi duyan başka arkadaşlarla tanışma fırsatı bulduk ve onlar da ekibimize katıldı (Tam bu dönemde çıkan L. Cantek imzalı ‘Türkiye’de Çizgi roman’ adlı kitap ise, yazarının bakış açısına göre “Türkiye’de Çizgi roman Bitmiştir” zannındaydı. Kaldı ki, bu onunla farklı bakış açılarımızdan biriydi ve olaylar onun etken olduğu donelerle zenginleşerek arkadaşlığımızın bitimine dek getirdi bizi).‘Darkwood Sakinleri Çizgi roman Kültürü Dergisi’nin ilk sayılarında yarı yarıya olan çizgi roman-inceleme yazısı dengesinin giderek yazı ağırlıklı olmasını öngörmüştüm. Zeynep Akkuş, Melih Tarı, Ender Ankara, Yener Çakmak, Lami Tiryaki ile dizi ve film yönetmenliği yapan arkadaşımız Kudret Sabancı’nın da aramıza katılması gücümüze güç, çizgi roman sevgimize sevgi katmıştı. 

Ü – Eee, sonra, anlatın anlatın heyecanlı oluyor. Açıkçası muhteşem bir belgesel olmaya başladı bu söyleşi. Neler, oldu, o ekiptekiler neler yaptılar daha sonra? H - Bu kadrodan Zeynep Akkuş, Teks sevgisi, bilgisi ve o sıralar yeni ilgi duyduğu İtalyanca konusunda sağladığı hızlı ilerlemeyle Maceraperest Çizgiler Yayınevine çevirmen-editörlük görevi üstlendi. Bense İstanbul Büyükşehir Belediyesinin Kültür İşleri Daire başkanlığının katkılarıyla basılan, ücretsiz dağıtılan ve yayın hayatı 19 sayı süren ‘Mizah Kültürü’ dergisinde editörlük üstlendim. Ayrıca yine yayın yönetmeni olarak İthaki Yayınevine o döneme dek varolmayan bir kalite anlayışıyla dört adet çizgi roman albümü hazırladım. Bunlar sadece çizgi romanla alakalı çalışmalarımın bir kısmı… 

Ü – “Bay çizgi roman” sadece çizgi romanla mı uğraştı peki? Hiperaktif beyinler pek tek noktada kalamazlar bildiğim kadarıyla!  H – Aynen. Diğer açıdan, mesela 1998′den itibaren yayın kurulunu Cemal Kutay, Ord. Prof. Dr. Reşat Kaynar, Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu, Prof. Dr. Nur Serter, Prof. Dr. Nükhet Güz, Prof. Dr. Sühely Batum, Prof. Dr. Tahsin Yücel, Prof. Dr. Toktamış Ateş, Prof. Dr. Yılmaz Altuğ, Prof. Dr. Haluk Yavuzer ve saire gibi seçkin akademisyenlerin oluşturduğu ‘Atatürk Öğrencileri Dergisi’ gibi yüksek kalitede ve elit bir dergide Araştırma Genel Koordinatörlüğü; veya Us Yayınevi, İm Yayın Tasarım gibi orta ölçekli yayıncılık kuruluşlarında da bilimkurgu konusunda yayın yönetmenlikleri üstlendim. Tüm bu sevgiyle yâd ettiğim performanslarım çalışkan, disiplinli bir insan ve araştırmacı olduğum için bana sunuldu. Kariyerim boyunca hemen hemen hiçbir zaman iş peşinde koşmadım, proje oluşturup birilerine sunmadım diyebilirim. İlk andan itibaren çalışma ve işbirliği teklifleri daima bana yapıldı. Ü – Veee Darkwood Sakinleri… Zagor nasıl, Çiko nasıl diye zorlama bir espri yapmayacağım. Gerek yok. Derginiz Darkwood Sakinleri amacına ulaştı mı? Hedefi neydi, ne oldu? 

H - Bu bağlamda ilk sayısı Ekim 1994’te çıkan ‘Darkwood Sakinleri Çizgi roman Kültürü Dergisi’, sadece dokuzuncu sanatla ilgili araştırmalara yer vermeyi ilke edinerek çıkan ilk dergidir. Şu sıralar çizgi romanla ilgili düşünen ve yazan pek çok kişinin ilk yazıları ‘Darkwood’da çıkmıştır. Dergimiz çıkış amacındaki gibi Dokuzuncu Sanatın kültürel ve sanatsal açılardan sağlıklı bir ortama oturması konusunda belirleyici unsur olmuştur. Son sayımız olan 12. sayı Şubat 2002’de basılmıştır İlk aşamadan beri Aşkın Güngör, Ali Düzgün, Ertan Sevgi, Hüsnü Çoruk, Zeynep Akkuş, Melih Tarı, Ender Ankara, Yener Çakmak, Kudret Sabancı, Lami Tiryaki ve adını saymamın uzun süreceği bir yazar kadrosu oldu. Sahibi ve genel yayın yönetmeni olarak benim de pek çok yazım bu dergi sayfalarında kaleme alındı.

 

‘Darkwood Sakinleri’nin her sayısı okurlardan çok büyük takdirler gördü. 1000′er adet yapılan beher sayının baskı miktarının 850’si elden dağıtılırdı ve bunlardan yaklaşık 650-700 civarı satış rakamı çıkardı. Bunu sağlayan önemli etken derginin seyrek periyotlarla çıkması, yani rafta uzun süre kalmasıydı kuşkusuz. Son üç sayımız üçer ayda bir çıkmasına rağmen yine bu rakamı yakalamıştı. Bu açıdan bakıldığında günümüzde bu sayıya Zagor, Teks veya başka bir çizgi romanla ilgili yayının ulaşabildiğini sanmam. Bu da çok üzücü ve geçenlerde bir yayın organına verdiğim röportajdaki ana başlık yapılan sunumuma denk düşüyor: “Eskiden okur sayısı çok yayın azdı, şimdi yayın çok okur sayısı az.” 

Ü – Son tespitiniz maalesef doğru. Hatta sonradan yaptığınız “okur sayısı azaldı ama kaliteli okuyucu sayısı arttı” tespiti de bir o kadar doğru. Belki de kaliteli okuyucu sayısının artması bir umut ışığıdır. Sonuçta sanatı tüketen kütleler değil, sanatı anlayan kitleler görev üstlenir ve yaygınlaştırır. H – Katılıyorum. Bu arada Darkwood Sakinleri’yle ilgili bir iki nokta var onları açıklayayım aklımdayken, Darkwood Sakinleri sadece üç büyük ilde, o da elden ve genelde sahaflara dağıtım yaptığımız bir yayındı. Önceki sayılarında %60 ve %40’larda olan çizgi roman/inceleme yazısı dengesi, ilk dört sayıdan sonra planladığımız gibi %80-90 inceleme yazısı ağırlığına döndü. Bunun bir nedeni de şuydu: Çizerlerin çalışmalarını okurlara sunabileceği pek çok yayın olmasına karşın, çizgi romanlar hakkında yazanların bu yazılarını yayınlatabileceği hiçbir dergi yoktu. Ve asıl eksiklik de bu yöndeydi. Enteresandır, İstanbul’un keşmekeşini geride bırakıp da Didim’e yerleştikten sonra, burada yaşayan bazı hayranlarımla tanıştım. Bir şekilde takip ettikleri ‘Darkwood Sakinleri’ni çıkaran kişiyi, yani beni karşılarında görünce çok şaşıranlar çıktı, çıkmaya da devam ediyor. 

Ü – Yani gıcık İstanbul’dan kaçabilecek cesareti toplayabilenlerdensiniz. Eşiniz, araştırmacı, editör, doktor Özlem Alpin de yanınızda… Karı-koca çizgi romancı ve Didim… Eminim rahat duruyorsunuz orada… Duruyor musunuz? H – Çok :)… Beldeyi mesken tutan İngiliz nüfusuyla anılan bir yer Didim. Şu sıralar ulusal basında çizgi roman yaparken edindiğim gazetecilik, dergicilik bilgilerini buradaki yerel basındaki arkadaşlarla paylaşıyorum. Haftalık olarak basılan bir İngilizce gazetenin ve sezonlarda çıkan bir İngilizce emlak dergisinin sanat direktörlüğünü yapıyorum. Benden Didimle ilgili bir çizgi roman isteyenlerin sayısı da giderek çoğalıyor. 

1. BÖLÜM SONU

 

 

 

not: Ansiklopedi ve ve ve’ler yoldalar geliyorlar!

Ümit Kireççi

 

Yazı kategorisi: ÇR Okurlar - Emek Verenler | Yorum Yok »