:: Çizgi Roman Okurları Platformu ::

http://groups.yahoo.com/group/croplatform/

Arşiv 'Çizgi Roman Yazıları' Kategori


Çizgi Romanımızda En Geri Kalan Şey: Yazarlık

Yazan: croplatform Ağustos 10, 2007

Çizgi Romanımızda En Geri Kalan Şey: Yazarlık

Belki çizgi roman sanatımızın gelişmemesinin herkes farkındadır. Yayınlar, genç ve yetenekli gençlerin harcanması, yerli üretimin çok kısır alanlarda sınırlı kalışı… Ve elbette daha çoğaltılabilecek olan onlarca yetersizlik ve gelişememeler… Ancak eminim çizgi roman ve gelişmeme odaklı sorular hazırlasak ve sorsak herkesten “çizer” temelli yanıtlar gelecektir. Çizerlerimizin yeteneklerini sergileyecek alan bulamamaları, yayınevlerinin duyarsızlığı v.s.

Oysa çizimin dışında da bir çok çizgi roman branşı var. Bunun başında da yazarlık gelmektedir.

Mizah çizgi romanının ezelden gelen bir “espri bulucusu” geleneği vardır. Buna göre çizere bir de yazar statüsündeki kişi espri bulur. Zaman içerisinde yeteneği olan çizime, olmadı yazarlığa geçerler.

Ancak mizah çizgi roman türünün dışında bir türlü gelişemeyen “ciddi” çizgi roman türünde çizerlere zaman zaman şanslar tanınırken “yazar-senaristlere” neredeyse hiç şans tanınmamaktadır. Dünya çizgi romanında adı duyulmuş onlarca yazar varken ülkemiz çizgi romanında bu alanda sanatını icra eden kişilerin ismini saymak mümkün değildir.

Çizer odaklı “çizgi roman bakışı” sürdükçe “çizgi roman yazarlığı-senaristliği”nden çok şey beklenmemelidir.

Son zamanlarda ülkemiz de dahil bir çok çizgi roman yazarının romanlarının basıldığına şahit oluyoruz. Bu kişiler kitap yazmayı çizgi roman senaristliğiyle paralel sürdürmektedirler. Buna karşın bizim potansiyel taşıyan, yetenekli ve birikimli yazarlarımız çizgi roman için üretmeyi hedefledikleri konuları sadece kitap olarak değerlendirmektedirler. Ya da çizgi roman için de yazabilecekken olmayan bir alanda olmayan hedefi aramak yerine pes etmektedirler.

Sözgelimi bugün ülkemizde Can yayınları tarafından basılan PITIRCIK serisinin yazarı GOSCINNY Asterix ve Red Kit çizgi romanlarının yazarıdır. Her iki alanda da ustalaşmıştır. Mesela, Pıtırcık Pazar’da kitabını okurken “benim balığım kokmuyor” diyerek balığını vurmak üzere kaldıran Balıkçı’yı elbette hemen Asterix’ten hatırlıyoruz. Yazar, birikimini ve çalışmalarını harmanlayarak esnek mizah tarzıyla ve becerikli kaleminin ürünlerini bir araya getirebilmiştir.

Bizdeyse yazarlıktan çizgi romana geçiş yapanları saymazsak (herhalde Ahmet Ümit’ten başkası yoktur) rastlamak mümkün değildir.

İşte Nihat Polat… Polisiye yazan yazar eski bir çizgi roman okuru olarak eminim eline fırsat geçse çizgi roman yazarlığı yapmak isteyecektir. “146 B CELLADIN DÖNÜŞ HÜKMÜ” ilk romanı. KAVİM YAYINCILIK’tan basıldı.

“Çocukluğumun ilk okumalarını düşündüğümde ilk aklıma gelen Tarkan, Kara Murat ve Karaoğlan dergileridir. O zamanlar Ankara’nın sakin ve bir o kadar da çocuksu ikliminde her hafta heyecanla beklerdim yeni bir macerayı. Kendi harçlığım olmadığından, en küçük amcam sayesinde okuyabiliyordum onları. Her hafta maceradan maceraya koşuyor, hayal dünyasının kapılarını aralıyordum. İlkokulun sonlarına kadar bu heyecanlı okumalarım devam edip gitti artarak. Gırgır ile tanışmam peşi sıra çizgi romanlar ile yeni ufuklara açılmam hiç de zor olmamıştı. Bizim dönemimizin ağabeylerinden, benim amcamdan gördüğüm ve severek takip ettiğim Zagor, Teksas, Tommiks, Mandrake, Mister No, Ken Parker okumalarım haliyle benden sonra kardeşlerime geçmiş, onlar da benim izlediğim yolları takip etmişlerdi.” diyen Polat, belki de benim iddiama destek oluyor farkında olmadan.

hayalsaati.com söyleşisi…

 Oğuz Özteker ise bir çok platformda çizgi roman araştırmaları yaparken yine çizgi roaman senaristliği talebini dile getirmiş bir yazardır. “Hollywood Stili Yeşilçam Öyküleri” adlı kitabı ANARRES Yayınlarından çıktı. Eğlenceli ve mizahi öykülerden oluşan kitabı okuyanların genel görüşü öykülerin çizgi romanda ayrı bir lezzet kazanacaklarıdır. 

Yıllarını çizgi romana çizer, garfiker, yazar, editör olarak vermiş olan Aşkın Güngör’ün son kitabı “Sevgili Salak” Olgu Kitaplığı’nca basıldı. Türk underground edebiyatına çok şey katabilecek olan kitap, Beyoğlu’nun arka sokaklarında geçen hazin bir aşk hikayesini gizemli ve psikolojik derinlikli bir altyapıyla sunuyor okuyucusuna. 

*** 

Eminim gözden kaçan çok örnek vardır ve belki de bana kırılırlar. Ancak amacım sadece çok önemli ve gözden kaçan bir ayrıntıya değinmekti. Bir daha bakalım çevremize… Diğer ülkelerdeki gibi “çizgi roman yazarlığı” mesleği olan birilerini görüyor muyuz? Görmüyoruz…! Görelim ama… 

www.nihatpolat.com

oguzozteker@yahoo.com

www.askingungor.com   

Ümit Kireççi

Yazı kategorisi: Çizgi Roman Yazıları | 1 Yorum »

Sekiz Basamakta Bir Karakter Yaratmak

Yazan: croplatform Ağustos 5, 2007

Genç arkadaşımız Mustafa daha liseye gidiyor. Ancak çizgi romana olan aşkı o derece ileri ki ülkemizde yayınlanmayan ve yayınevlerinin umursamadığı “çizgi roman teknikleri” üzerine kitapları okuyamayarak geçirdiği süreçte kendi izlenimlerini paylaşmaya karar vermiş. Hatta daha da ileri giderek arkadaşı Erim’le ortak çizgi roman hazırlamaya karar vermişler: Çekirdek Çizgi Roman Grubu.

  

 

 

Manifestolarını www.cekirdekcr.deviantart.com’da duyuran grup, online çizgi roman yayınına hazırlanmaktalar.

hayalsaati.com’da gerçekleşecek olan online çizgi romanın ilk örnekleri deviantart’da sunulmuş. Grupla iletişime geçmek isteyenler:

  

cekirdekcr@hayalsaati.com  adresinden ulaşabilirler kendilerine.

.

.

.

.

 . ...Sekiz Basamakta Bir Karakter Yaratmak 

Çizgi romanlar, çoğu zaman tek bir karakterin hayatına odaklanan hikâyeleri içerirler. Yüzeysel hikâyeler basit giriş, gelişme, sonuç bölümlerinden oluşabileceği gibi; bir kısım hikâyelerde, özellikle Marvel Comics yayınlarında olduğu gibi, karakterin yarattığı derinlikte boğuluruz.

Kimi karakterler ise duygusal derinlik yaratmak yerine okuyucuda büyük soru işaretleri bırakarak ya da şaşkınlık, hayranlık gibi duygular sağlayarak yer edinirler.

 

 

 

 

Derinlik tanımına Batman, Spider Man’i, ikinci tanıma ise Wolverine’i verebiliriz, değil mi?

Tüm bu karakterler gökten düşmüyor tabii ki. Hepsinin sancılı birer yaratılış sürecinden geçmesi söz konusu. Bu süreç benim gözümde çeşitli basamaklar halinde canlanıyor; sekiz ana basamak. Size bu basamaklardan bahsetmek istiyorum.

   

 

Ne derler? İlkler önemlidir.

  Bu ilk basamakta da karakterin nasıl bir yol izleyeceğine karar veriyoruz. Kahraman, anti kahraman, yardımcı karakter ya da kötü karakter gibi sıfatlardan hangisini taşıyacağını belirliyoruz. Aklımızda görsel olarak hiçbir şey bulunmamalı henüz. Yalnızca karakterin yaşamı boyunca taşıyacağı sıfatı en doğru şekilde seçmeliyiz.

 

 

 

 

İkinci basamak karakterin cinsiyeti olmalı. Kadın ya da erkeklik sıfatı, birazdan anlatacağım köken bölümünde önemli rol oynayacak.

Köken, üçüncü basamakta olmasına rağmen yaratı sürecindeki en önemli duraktır. İnce örülüp sık dokunan bir geçmiş karaktere çok farklı yönler verebilir. Ya da tam tersini yaparak; geçmiş namına birkaç satırı geçmeyen bir tanım yapmak karaktere gizem katacağından okuyucuya cazip gelebilir. Şöyle bir geçmiş düşünün; karakterimizin hafızası silinmiş, yalnızca ailesinin katilini ve adını hatırlamaktadır.

Örneğin Superboy, Cadmus laboratuarlarında Süpermen’in DNA’larından klonlanmıştır. Uzun bir süre bunu red etmiş de olsa sonunda kabul eder.

Köken sonrası kişisel fikirleri ele alalım. Bir insan, neden durup dururken kahraman ya da haydut olmaya karar verir? Bunun mutlaka tatmin edici bir cevabı olmalı. Çelik Blek’inki gibi toplumsal bir neden olabileceği gibi aşk, nefret kin ya da intikam gibi kişisel nedenler de olabilir.

 ..

..

Karakterin psikolojisi ona kişiliğini verir. Durdurmadığı bir hırsızın amcasını öldürdüğü genç Peter Parker’ı düşünün. Önce güçlerinin verdiği heyecanla umursamaz davranan yeni yetme kahraman, hatasını anlayınca kendini koca şehri korumak gibi zor bir sorumluluğun altında buluyor. Oldukça acılı bir geçiş bu.

.

.

.

.

 

Peter’ı bir kenara bırakıp amacına ulaşabilmek için insan öldürmekten geri kalmayan birini düşünün. Sizce bu karakterin psikolojisi ne kadar sağlıklı olabilir.

Özel güçler; çizgi roman karakterlerinin olduğu kadar fantastik öğeler içeren romanların da vazgeçilmezlerindendir. Bu güçler onları büyük ölçüde diğer kişilerden uzaklaştırır ve özel bir amaca yönlendirir.

Gözlerinden çıkan itici ışınları kontrol edemeyen Cyclops’a çareyi Profesör X bulmuştur. Ona verdiği yakut kuvarsı vizörler Cyclops’un güçlerini kontrol etmesini sağlamıştır. Bunun sonucunda ise o X Adamların bir neferi haline gelmiştir.

  

 CYCLOPS

 

 

 

Yedinci basamak; karakterin fiziki özellikleri. Vücut, boy, saç, sakal vesaire… Karaktere akılda kalıcı özellikler vermek benimsenmesini kolaylaştıracaktır. Erkek tiplemelerinde genellikle atletik vücut, uzun boy kullanılırken; kadın karakterler narin ve göz alıcıdır.


Son basamağımız da karakterin son ayrıntıları. Bunlar kostüm, aksesuar, sık kullanılan kelimeler, alışkanlıklar olarak sayılabilir. Örneğin Wolverine purosunu elinden düşürmez, hitap ederken de genellikle “Bub” kelimesini kullanır.

 

 

 

 

İşte sekiz ana basamak bunlar. Karakterin döküleceği kalıp olan kahramanlık, anti kahramanlık, cinsiyet, köken, fikirler, psikoloji, güçler, fiziki özellikler ve son ayrıntılar. Sadık bir şekilde bu basamakları takip ettiğinizde emin olun, elinizde harika bir karakter olacaktır…

Mustafa Emre Özgen

.

Yazı kategorisi: Çizgi Roman Yazıları | Yorum Yok »

Çizgi Roman Çevirisi ve Çevirmeninin Sorunları

Yazan: croplatform Temmuz 24, 2007

Çizgi Roman Çevirisi ve Çevirmeninin Sorunları  

Çizgi Romanın belki de en az bilinen kısmı çizgi romanın çevirisi. Ülkemizde yerli sanatçıların eserlerinden çok yabancıların ürettikleri basılırken aslında en çok göz önünde olması gereken alan da o olmalıydı aslında.

  

Bugün ülkemizde basılan telif eserlere baktığımızda bir dönemin amerikan ekolü Mandrake, Flash Gordon ve Kızılmaske örnekleri ile her tür fumetti ve frankofon’un uzun süre oldukça kaliteli çevirilerle dilimize kazandırıldığını görürüz. Yine çocuk dergileri de uzun süre “iyi ve kaliteli” türkçeyle okurlara ulaşabilmiştir. Elbette çizgi roman diliyle edebi dil ve sokak dili arasında zaman zaman ciddi uyumsuzluklar yaşanmıştır. Ancak bu uyumsuzluklar yine de uzun bir süre çizgi romanda çeviriye gösterilen özen göz önüne alındığında oldukça etkisiz kalmıştır. Tabii bugün Ay Barka, Zeynep Akkuş gibi çizgi romana gönül vermiş ve bu alanda çalışmalarını sürdürmüş çevirmenler olduğu gibi özellikle ingilizceyi iyi ama türkçeyi de yarım yamalak bilen ve comics çevirileri yapan kişiler de mevcuttur.

  

İşte genel çerçevesini bu şekilde çizebileceğimiz ülkemiz çizgi roman çeviri alanının sorunlarını bir akademisyen, yabancı kuramcıların tezleriyle formüle etmek istemiştir. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Araştırma Görevlisi GÖKÇEN EZBER, Doğan Egmont grubunca çocuklara yönelik basılan ÖRÜMCEK ADAM dergisinde bir süre yürüttüğü editörlük ve çevirmenlik birikimini de göz önünde bulundurarak 15 Haziran 2007 günü kısa bir sunum gerçekleştirmiştir. Bölüm başkanı, hocalar, öğrenciler ve ÇROP üyesi Ümit Kireççi’yle Ozan Sarı’nın da hazır bulunduğu bu sunumun kısa metni aşağıda yer almaktadır.

  

Sunum sonrası mutlu yüzler:

Esmer olan Ümit Kireççi

Kızıl olan Ozan Sarı

(13. Savaşçı filmi gibi, viking arap bir arada :)

.

.

.

.

.

.

ÖRÜMCEK ADAM Örneğinde Çizgi Roman Çevirisinde Sorunlar:

  

 

 

Bu sunumda kuramsal çalışmaları referans olarak anılan bir çok kuramcı arasından iki önemli kuramcı Juha Herkman ile Klaus Kaindl. Bu iki kuramcının olduğu gibi özellikle çizgi roman çevirisi konusunda yapılmış araştırmaları, yayımlanan kitapları ve üretilen tezleriyle Fin ve Alman kuramcılarının daha çok olduğu görülmüş. İlginç bir şekilde bu iki ülkede yerli çizgi roman üretimleri sınırlı sayıda olasına rağmen çizgi roman kuramının oluşturulması noktasında oldukça ilerlemiş oldukları görülüyor.  

Kaindl, Çizgi Romanı oluşturan unsurlar ve çeviriyle ilişkisini şu çizelgeyle açıklamıştır:

Dilbilimsel                 Tipografik                  Resim işaretleri 

Anlatı başlığı                Fontlar                      Resimler

Diyalog                         Biçim                         Çizgiler

Ses Benzeşimleri        Ritim           Perspektif(kadraj)       

                                     Büyüklük          

           

Çevirmenin çizgi romanı çevirisi yapabilmesi için çizgi romanı ve anlatım araçlarını, yazı ve resim anlatımını tanıması – bilmesi gerekmektedir. Çizelge bu anlatım bileşenlerini göstermektedir.

  

Çizgi Roman Çevirinde Sorunlar

  

Bu bölüm Ulla, Kankaanpa ve Heirkonen’in araştırmalarından derlenmiş:

-         Konuşma balonlarındaki / kutularındaki kısıtlı yer

-         İkonik sözcükler ve sesle sözcüğün iç içe geçtiği dil kullanımları

-         Çizgi Roman çevirmenlerinin zaman sorunu

-         Diyalog yapısı

-         Espri/alaylı/mecazlı ifadeler

-         Tarihi ve çizgi seriye dair tarihsel değinmeler

-         Metnin ve resmin birleşmesi (efekt, başlık)  

Çevirmenin yaşayabileceği sorunlar:

-         Çevirenin çizgi romanla kişisel ilgisinin yeterliliği

-         Çizgi Romanın yakından izlenmesi

-         Çizgi Roman diline yakın olunması zorunluluğu

-         Anlamı etkileyen küçük ayrıntıları yakalayabilme

-         Resim yazı ilişkisini çözümleyebilme yeteneğine sahip olma

  

***

  

Yukarıdaki metnin başlıkları ve anahatları aldığım notlardan derenmiş olup sayın Ezber’in izniyle paylaşıma konmuştur. O gün sunum sayın Ezber‘in genişlettiği anlatımıyla, katılımcıların deneyim ve tespitlerinin paylaşımıyla kısa olmaktan çıkan keyifli bir sohbete dönüşmüştür. Yakın zamanda daha büyük katılımcı kitlesiyle tekrarlanması düşünülen bu sunum için ÇROP olarak sayın Gökçen Ezber’e, bölüme ve hocalarına, bizi davet eden sayın Yard. Doç. Dr. Nejdet Neydim’e çizgi roman okurları adına teşekkürü borç biliyoruz.

 

  ÜMİT KİREÇÇİ     

Yazı kategorisi: Çizgi Roman Yazıları | Yorum Yok »

LOVELESS – A Kin of Homecoming

Yazan: croplatform Temmuz 12, 2007

LOVELESS – A Kin of Homecoming

   

Yazan: Brian Azzarello

  Çizen: Marcello Frusin   

İç Savaş’ta Kuzeylilere esir düşmüş olan Wes Cutter, savaştan iki yıl sonra, yanında yüzünü sürekli gölgelerin sakladığı bir yabancı ve yüklü bir katırla Güney’deki kasabası Blackwater’a geri döner. Erkek kardeşi Jonny, onun savaşta öldüğünü söyleyip, çatışmanın sona ermesinden birkaç ay sonra kasabadan ayrılmıştır. Şehir dışında karşılaştığı Barstom ve dört kişilik ekibinden, karısı Ruth’un da kasabayı terk ettiğini öğrenir. Ekip başı, herkesin iyiliği için, Wes’in oraya gitmemesini tavsiye eder. Ancak Cutter aynı görüşte değildir; karşısında dikilen beş kişiyi de Hak’ın rahmetine kavuşturur…

 

   Albay Redd komutasındaki Kuzeyli askerler asiler çetesinin reisi Boyd Johnson’ın kasabanın dışındaki evine baskın düzenlerler. Ancak evde sadece iki kardeşi ve annesi bulunmaktadır. Diğer bir kardeş Tyler Johnson topaldır ve koltuk değnekleriyle kaçmaya çalışırken askerlerden biri tarafında vurularak öldürülür.   Wes Cutter kasabaya girdiğinde tüm ahali hayalet görmüş gibi şaşırır çünkü öldüğünü sanmaktadırlar. Barda bir tek atıp, dini bütün birkaç Hıristiyan’la sohbet edip, sözleriyle onları rencide ettikten sonra eski arazisine ve evine gider. Ancak evi, Kuzeyli askerler tarafından işgal edilmiştir. Kaba kuvvet kullanarak ve tehdit ederek onları hem evinden, hem de arazisinden kovar. Ancak devlet, Güneydeki tüm ev ve arazilere el koymuştur. Artık hepsi Birleşik Devletler’in malıdır.      Albay Silas Redd, kasabanın ileri gelenlerinden Jeremiah Trotter’a Wes’in yaptıkları hakkında bilgi verir. Bay Trotter durumu makul karşılar, ona göre bir sorun yoktur. Barış, askerler tarafından sağlanmalıdır; aksi takdirde çok para kaybedecektir. Asıl dert, Redd’in barışı ve düzeni sağlamakla görevli askerlerinden birinin sakat bir beyazı öldürmüş olmasıdır.    

Bu esnada İç Savaş sırasında Kuzeylilerin yanında çarpışmış olan zenci Atticus da evine döner. Onu tanıyanlar tıpkı eski günlerdeki gibi açık arazide ırgatlık yapmaktadırlar. Ve onların gözünde Atticus hâlâ hırçın bir köpektir…

   Boyd Johnson ve çetesi şehrin dışındaki arazide katledilen Barstom ve adamlarının cesetleriyle karşılaşır. Cesetlerin gömülmemiş olması nedeniyle Mavi Ceketlilerin değil, zencilerin bu cinayeti işlediğine karar verirler. Geriye sadece kasabaya bir haberci gönderip, bu canileri yakalamak üzere adam toplamak kalmıştır. Tüm Güneyli beyefendilerden kendi ekibine katılmasını ister…     Albay Redd, o bölgenin vatandaşlarından biri olan Çavuş George Davis’i ve birkaç adamını daha yanına alarak Wes Cutter’ın arazisine gider. Şu anda Birleşik Devletlere ait olan evi ve araziyi terk etmesi için ona bir teklifi olan Jeremiah Trotter’la görüşmesini ister. Cutter görüşmeye razı olur ancak atına atlayıp askerlerle birlikte kasabaya gitmek üzereyken ağaçların arasındaki bir yabancı Çavuş George Davis’i tüfekle alnından vurur.   Askerler, katili aramak üzere sık ağaçların bulunduğu koruya girerler. Ancak onları nahoş bir sürpriz beklemektedir. Çavuşu vuran kişi hepsini ortadan kaldırır. Bu esnada aynı çizimler üzerinde eski günlerde Wes ve Ruth arasında yaşananlar farklı bir renkle (gece mavisi üzerine, turuncu/kahve) okura nakledilir. Wes nişanlısı Ruth’a kardeşi Jonny’den borç alıp satın aldığı araziyi göstermektedir. Gelecekteki evlerini, kendi elleriyle nereye inşa edeceğini anlatmaktadır. Ruth durumdan pek hoşnut değildir. Müstakbel eşinin Jonny’den para almış olmasını tasvip etmemektedir. Tam bu sırada at üzerinde yanlarına gelen Boyd Johnson, Yankilerin sınırı geçtiğini haber verir. Bu bilgiyi Jonny’den almıştır…   İlk iki sayının kısaca özeti böyle… 128 Sayfalık ciltte üç sayı daha yer alıyor. Gölgelendirilmiş çizimler ve renkler, tek kelimeyle “nefis”. Şayet aynı ikili tarafından hazırlanan Hellblazer - Good Intentions (Volume 11) cildini okuma imkânı bulduysanız, çizerin 2001 yılından günümüze kendini nasıl geliştirdiğini (ve çok daha iyiye doğru yol aldığını) kolayca fark edebilirsiniz. Yalın bir çizimle okura aktarılan tüm karakterler çok şık. Ancak hikâyenin pek de sade olduğu söylenemez. Hatta tam tersine bayağı bir karışık fakat çok sürükleyici. Okurun merakı hiç bitmiyor ama neler olup bittiğini anlamak için beyninizin çeperlerini zorlamanız gerekiyor.  Tıpkı Jonah Hex gibi Wes Cutter da Güneyli bir kahraman… Ancak mekân ve anlatılan dönem Jonah Hex’deki gibi sürekli değişmiyor. Tam tersine, hikâye İç Savaş’tan sonra Birleşik Devlet’lerin yönetimine geçen ve onlar tarafından yeniden yapılandırılmaya çalışılan Güney eyaletlerinden birindeki Blackwater kasabasında geçiyor. Beş sayılık ilk TPB cildi, kendi içinde bir öykü anlatıyor ancak konu kesinlikle bu kadarla sınırlı değil, devamı gelecek…    Brian Azzarello, kendisiyle yapılan bir röportajda serinin 48 sayı süreceğini, önümüzdeki sayılarda sadece Marcello Frusin’in çizmeyeceğini, Daniel Zezelji’nin ve yeni bir çizer olan Werther Dell’Edera’nın da katkıda bulunacağını belirtiyor.   Tex, Judas, Jeriko ve Zembla (!) gibi Western çizgi romanlarına ilgi duyanlara, Wes Cutter’ın yanındaki yabancının kim olduğunu, katırda ne yükü taşıdığını ve ilerleyen sayfalarda bunu nasıl değerlendirdiğini, Jeremiah Trotter’ın kitabın kahramanına nasıl bir teklifte bulunduğunu ve Cutter’ın bunu kabul edip etmediğini merak edenlere, içinde çok çeşitli karakterin bulunduğu, zekice işlenmiş bu Vahşi “Güney” öyküsünü tavsiye ederim.  

OĞUZ ÖZTEKER   

Yazı kategorisi: Çizgi Roman Yazıları | Yorum Yok »